Sizden gelenler
Genç Beyin’i OKUMA SANATI 5 hayatî kuralı uygula!
Genç Beyin’in bütün genç ve dinç beyinlerine kalbimizin derûnundan merhaba! Memuriyetten emekli olalı 4.5 yıl; bu fakülte çapında dergiyle tanışalı 3 yıl, 8 ay oldu. Geçim bakımından ortadireğin az üstünde bir aileyiz. Allah’a hadsiz hamd ü senalar olsun ki, israfa girmediğimiz ve kanaatkâr olduğumuz için bolluk ve bereket içinde huzurla geçinip gidiyoruz. Geç evlendim, torunlarımın olması gereken yaşta 4 çocuğum var. Kızımın dershanesi için ayda 300, oğlumun okul kursu için 175, diğer oğluma fen dersleri çalıştıran özel öğretmen için 150 TL ödüyorum. En küçüğü henüz 5 yaşında, yarım gün anaokuluna gidiyor ama tanıdık olduğu için ücret ödemiyoruz. Bu arada 3 yıldan beri de her ay gazete bayiinden Genç Beyin alıyor, evde “okuma sırası için kura çekerek” okuyor, dergideki ifadeyle aklımızı ve kalbimizi şarj ediyoruz. Geçen gün bir değerlendirme yaptık; ailece bizi en çok eğitip geliştiren, kötü alışkanlık ve yanlış uygulamalarımızı değiştiren, ruhumuzu doyuran, bütün zerrelerimizle tutuşturan, üstelik bunu büyük bir iştiyakla ve eğlendirerek yapan itici gücün, kaynağın Genç Beyin olduğunu tesbit ettik. Yani o kadar farklı yerlere yaptığımız ödemeler elbette çocuklarımızın, ailemizin eğitim ve gelişimine katkı sağlıyordur mutlaka; fakat Genç Beyin’den aldığımız harika sonuçların yeri bambaşka. Meselâ ben eskiden okumayı severdim, sonra çok gevşettim; hanım zaten hiç okumazdı, çocuklarsa teknolojinin daha cazip imkânlarına yönelip okumayı âdetâ yalnız ders çalışmak için yaparlardı. Genç Beyin’le istisnasız bütün aile fertleri okuma tiryakisi olduk, böyle güzel bir alışkanlık edindik ve artık Genç Beyin’i TV’ye bile tercih eder hale geldik. Her akşam açardık o “aptal kutusu”nu, karşısında saatlerimizi hebâ ederdik; şimdi herkesi evin değişik köşelerinde Genç Beyin’in herhangi bir sayısına gömülmüş vaziyette görünce öyle mutlu oluyorum ki! 4 defa bütün sayıları takım halinde aldık; çünkü gelen gidenimiz çok ve koca takım bir anda buharlaşıveriyor. En son aldığımız takımı kütüphaneye değil, gizli bir yere koyduk; sadece ev ahalisi yerini biliyor ve okuyor. Genç Beyin’in ailemize bir katkısı da herkesin gün içinde birbirine ve başkalarına aktaracağı birikime kavuşması. Yani boş şeyler konuşmak ya da öyle duvar gibi sessiz kalmak yerine anlatacağımız faydalı ve güzel şeyler oluyor zihnimizde. Hele hanım etkilendiği hikâyeleri sırf telefonda bile hergün belki 10 kişiye anlatıyor. “Her yöne sınırsız” konuşma imkânlarını son saniyesine kadar değerlendiriyor, Afyon’daki baldıza neredeyse derginin tamamını okuyordu. Geçenlerde kendisine dedim: “Herkes senin gibi bu işi telefonla halletmeye kalksa olmaz; söyle baldıza, gidip bayiden bir adet Genç Beyin alsın!” Demiş, şimdi baldız bizimkine okuyor artık telefonda. Eskiden bu tür uzun konuşmalar beni çileden çıkarırdı, fakat hayırlı şeylerin paylaşıldığını görünce sesimi çıkarmıyorum. Kızımın konuşmasında problem vardı, her hecede takılıp duraklıyordu; bu hâl psikolojisini bozmuştu, defalarca doktora gittik, uzmanlara başvurduk, “Psikolojiktir, geçer!” dediler, olmadı. Hanım da şahittir, Genç Beyin’de okuduğu güldüren ve düşündüren hikâyeleri gelip bize aktara aktara problemi tamamen düzeldi. Artık hepimizden güzel ve düzgün konuşuyor. Haddim değil ama “Genç Beyin’i okuma sanatı” diye de bir yazı yayınlamalısınız; çünkü bu dergi çok yoğun ve hayatî önemde yazılarla dolu. Bendeniz bir deneme yaptım, 5 kural belirledim: 1- Önce baştan sona bir defa okuyun. 2- Ardından size çare, derman, ilaç olacak en hassas bölümleri “hazmetme metodu”yla okuyun (Bu tabir dergimize aittir!). 3- Özün özü bilgileri not defteri ve daha önemlisi zihninize kaydedip gün içinde asgarî 3 kişiye anlatın. 4- Sizi tutuşturup harekete geçiren etkili bölümleri, özellikle hikâyeleri sesli olarak evdekilere veya arkadaşlarınıza okuyun; âdetâ küçük seminerler verin. 5- Öğrendikleriniz istikametinde kararlar alarak onları hayata geçirmek için adım atın. Bilmem beğendiniz mi? Ama Genç Beyin bu 5 kurala uyarak okunursa gerçek bir okuma olur, umulanın fazlasına ulaşılır kanaatindeyim. Son not ve istirham: Ağustos’taki bir seminere ailece katılma plânı yaptık, Manisa’dan geleceğiz. “Baskın yeteneği bulma yolu” adlı semineri tekrarlayabilirseniz seviniriz. Ahmet-Handan-Müzeyyen-Suat-Fuad Yüksel/Manisa
Sıkın dişinizi, yola devam edin!
(...) Almanya’da doğdum. Eğitimlerimi Amerika ve Kanada’da tamamladım. Staj, master ve doktora için 7 yıl Londra’da kaldım. 2 yıldan beri İstanbul’da bir Fransız markasının bölge müdürüyüm. Genç Beyin mail’ime gelen bir tanıtımla dünyama girdi ve birkaç sayı sonra kendimi o dünyanın merkezinde buldum. Şu bakımdan sevdim dergiyi: Hazırlayan ekip veya sistem bütün bilimsel, sosyolojik, psikolojik, pedagojik özellikleri topyekün yansıtmayı başarmış. Meselâ “Bir dergi nasıl olmalı?” sorusu için beyin fırtınaları yapılsa, herhalde sonuç şöyle olur: “Genç Beyin gibi olmalı!” İçinde yok yok! Normal bir insana lâzım olan herşeyi en ilginç ve eğlenceli tarzda sunuyorsunuz her ay. Sıkıntınızı anlıyorum ama sıkın dişinizi, yola devam edin; çünkü şimdi ve gelecekte bu verimliliğinizin bereketini mutlaka göreceksiniz. Bu dergi başka dillere çevrilse eminim iyi satar ve hatta Türk insanından daha fazla ilgi, takdir görür ve “tutuşturur.” Çünkü batı insanı mânen daha aç ve Genç Beyin’de öyle etkili mesajlar, örnekler, hikâyeler, tesbitler var ki; iyi tercüme yapılabilirse inanılmaz büyük kitleleri değiştirip dönüştürebilir. Benim asıl alanım ekobiyoloji. Son yıllarda ekosistemin korunması üzerine çok yazılıp çizildi, fakat kimse bunu sağlayacak olan “insan”ın kişilik ve karakter gelişiminden bahsetmiyor! Aksi halde dünyamızı koruyamayız. Bakın Amerika’da yaşanan petrol sızıntısının sorumlusu olan koskoca marka sanki hiçbirşeyi görmüyor, duymuyor. Neden? Çünkü o markayı yönetenlerin dolar kadar, belki daha fazla kişisel gelişime ihtiyaçları var. Aksi halde size para kaybettiren hiçbirşeyi, bu bir çevre felâketi de olsa kâle almazsınız! Göstermelik ilgilenirsiniz, o kadar... Ve nihayet dolarlarınızı da kaybedersiniz, geleceğinizi de. (...) Murat Faruk İşcan/İstanbul
“Motivasyon’un “i”sindeki nokta
(...) Yıllardır türlü tartışmaların yaşandığı, insanda “motivasyon”un “i”sindeki nokta kadar bile motivasyon bırakmayan aile şirketimizden radikal bir kararla ayrıldım. Bunun tek sebebi Genç Beyin ve katıldığım “Etkili satış teknikleri” semineridir. 1.5 yıl geçti, tamamen kendime ait işimde küresel “krize rağmen” çok mutlu ve başarılı şekilde çalışıyorum. Bu sürede yine “krize rağmen” aile şirketindeki satışın 4-5 mislini gerçekleştirdim. Üstelik içim rahat, kafam rahat, tartışmalardan kurtuldum, Allah’tan ve vicdanımdan başkasına hesap vermiyorum. En küçük kardeşim de ayrılıp yanıma gelmek istiyor ama onu da kendi işini kurmaya yönlendiriyorum. Dile kolay, tam 16 yıl cehennem gibi bir ortamda yaşamışım. Ben iş yoğunluğunu severim, işten korkmam! Fakat kasdettiğim iş değil ki; türlü türlü gereksiz kaprisler, sû-i zanlar, dedikodular, atışma ve tartışmalar, daha neler neler... Bu durumda olanlara kesin tavsiyem: Önce Genç Beyin seminerlerine katılın; özellikle satış, hitabet, kendi işini kurma eğitimlerini alın. Sonra da önünüze tertemiz ve bembeyaz bir sayfa açarak geleceğinizi tesis edin, kendinizi gerçekleştirin. Aile şirketinde huzur ve bereket içinde çalışanlara sözüm yok; firmanıza vefasızlık etmeyin, işinize fark katmaya odaklanarak çalışın. (...) İdris Canverdi
BİZİ EN ÇOK MUTLU EDEN
mektup
(Ağır bir imtihanla
başlayan nimet sağanağı)
Size nasıl hitap edeceğimi, üzerimdeki emeğinizi nasıl kelimelere dökeceğimi bilemeden mektubuma başlıyor, kocaman bir “Merhaba!” diyorum. Orta sondan beri Genç Beyin evimize giriyor, annemle babam tek satır bırakmadan okuduktan sonra sıra bana geliyor, ay boyu elimden düşmüyor. Liseyi derginiz sayesinde büyük ümitlerle bitirdim, üniversiteyi kazanamayınca askere gittim. 10. ayın 2. gününün (salı) akşamında terör örgütüyle girdiğimiz silahlı çatışmada 2 arkadaşım şehid oldu, bense sağ bacağımı kaybettim. Tedaviden sonra eve gelince yepyeni bir hayat başladı benim için. Genç Beyin’in sırayla bütün sayılarını okumaya başladım; yeminle söylüyorum, herşeyi unuttum ve bu vahim süreci son derece sükûnetle ve iç huzuruyla atlattım. Derginizdeki yazılar, özellikle hikâyeler beni tabir yerindeyse yeni baştan inşa etti. Belediyede santral sorumlusu olarak işe başladım, başkanımız beni ve ailemi şemsiyesi altına aldı. Bir sayınızda sekreterlik konusunu işlemiştiniz, oradaki herşeyi hayata geçirmeye çalıştım ve üstüste 2 yıl “Örnek Eleman Ödülü”nü aldım. İşimi çok seviyor, doğrudan beni ilgilendirmese bile her problemi çözmeye gayret ediyor, gündüz sürüncemede kalanları akşam evden telefonla takip ediyorum. Önemli bir toplantıda başkan benim için “Gizli danışmanım!” demiş, bu beni çok mutlu etti. Kendisini Genç Beyin’le tanıştırdığımda sordu: “Ne zamandır okuyorsun bu dergiyi?” “9 yıldır! Yani çıktığından beri!” deyince bana kızdı: “Neden bizi tanıştırmakta böyle geciktin?” Sonra her ay belediyeye 8 dergi almaya başlandı, ben hak geçmesin diye kendiminkini şahsî bütçemle bizzat bayiden alıyorum. Diyebilirim ki, Genç Beyin karşıma çıkmasaydı yaşadığım üzüntü verici olaylar beni intihara bile sürükleyebilirdi! Çünkü çok hassas, duygusal, tahümmülsüz biriyim; fakat Genç Beyin’in yüksek motivasyon desteğiyle aklım da, kalbim de tam doyduğu için iradem güçlendi ve dayanıklı hale geldim. Elbette bunların hepsi Allah’ın lütfu ve Genç Beyin sadece sebep ama çok etkili bir sebep. Yeri geldiği için söyleyeyim: Belediyemizde Genç Beyin’i tanımayan tek bir beyin bırakmadım! Çoğuna bizzat kendim tanıttım ve civardaki gazete bayilerinde eskiden ilk haftanın sonuna kadar dergi kalıyordu, şimdi 3-4 günde tükeniyor. Sordum, 450 adet geliyor ve çoğu aylar hiç iade olmuyormuş. Nasipse Haziran-Temmuz aylarında bize bağlı çeşitli salonlarda dağıtılmak üzere 5 bin kadar “hediye dergi” isteyeceğim, buralardaki önemli kişilere dağıtılmasını sağlayacağım. Sizinle birşeyi daha paylaşmak istiyorum: Tamam, bacağımı kaybetmek çok üzüntülü durum ama bu sıkıntı sonrasında karşılaştığım nimetleri saymakla bitiremem! Şükür ki; hiç ama hiçbir defa şikâyet, sitem, isyan duygularının zerresi geçmedi gönlümden. Şimdi paylaşacağım müjdeyi klavyenin tuşlarına gözyaşları içinde basarak yazıyorum: Belediyemizin bayanlara yönelik eğitim merkezinde eğitmen olarak çalışan Nurgül Hanım’la nasipse sözleniyoruz. Kendisi sağlıklı, istese çok daha iyi biriyle evlenebilir ama aramızda başlayan diyalog bizi bu noktaya getirdi. Açıkça sordum ona: “Ben engelliyim, sağ bacağım yok gibi. İstersen bedenen sağlam ve sana daha yakışan bir seçim yap!” Bu sözüm üzerine birkaç gün bana darıldı ve mail yolladı: “Ben dünyanın gelip geçiciliğini, mutluluğun gönülle irtibatlı birşey olduğunu bilen biriyim. Niceleri var ki, her muradlarına ermiş görünüyor ama gerçek huzur ve saadetten mahrumlar. Sakın beni sana acıdığı için iyilik etme gayretindeki biri sanma, ben seni hakikaten sevdim ve gönül aynandaki aksimi gördüm.” Bu sözler beni saatlerce ağlattı. O sabah başkanımız bir sürpriz daha yaptı, ünlü bir hastanade en son teknolojiyle donatılmış bacağıma kavuştum. Artık normal biri gibi yürüyebiliyor, bacakta normal birinin hareket ettirdiği her yeri hareket ettirebiliyorum. Öyle rahat ve gerçeğe yakın ki, dışarıdan birinin ayırması imkânsız. İlk yürümeye başladığımda Nurgül Hanım’ı ziyarete gittim, beni takım elbiseyle ayakta dimdik görünce şok geçirdi; sevincinden ağladı, ağladı, ağladı... Hemen belirteyim: Takılan bacak çok elastikî ve teknolojik, ayak bileğini ve parmakları da hareket ettirebiliyorum. Elbette gerçeği gibi asla olmaz ve her uzvunuzun ne büyük nimet olduğunu kesinlikle unutmayın. Doğrusu ben 130 bin liralık masrafı karşılayacak güçte değildim ama Rabbim isterse böyle nimetlere boğuyor kulunu. Son olarak belirtmek istiyorum: Bana bütün bu yaklaşım ve bakış açılarını Allah’ın izni ve inayetiyle Genç Beyin kazandırdı, vesile oldu. Bu arada yine Rabbimin lütfuyla bir müteahhid 120 metrekarelik asansörlü daire hediye etti, arabamız zaten var (Başkanımız bir zengine hediye ettirmişti!), eşyalarımızın da çoğu tamam. Nurgül Hanım’ın babasından miras kalan bir dairesi varmış, hediye daireyi kiraya verip orada oturmamızı istiyor. Hiç problem yok, her seçeneğe varım; yeter ki gönüller bir olsun! Bakalım zaman ne gösterecek? Kendisinden kesin söz aldım: İnşallah Ağustos’un son pazarındaki düğünümüze Abdülkadir Akgündüz Hoca’mız da gelecek, nikâh şahidimiz olacak ve bir konuşma yapacak. Kendisi yeğenlerinin bile düğününe gidemediğini ama bizimkine inşallah geleceğini söyledi. Bu da beni ayrıca mutlu etti. Her duamda şöyle diyorum: “Allahım! Ben özürlüyüm! Şimdiye kadarki günahlarım sebebiyle samimî olarak senden özür diliyorum! Bacağım gitti ama ne nimetlere boğdun beni. Ne olur, şükürsüzlerden etme ve Genç Beyin Ekibi’ni bütün hayal ve hedeflerine en kısa sürede ulaştır! Hatta çok daha ötesini ihsan eyle!” Bu dualarım bütün Genç Beyin okurları için de geçerli. Başta hocamız ve bu değerli ekip olmak üzere hepinizi yürekten selâmlıyor, gönülden kucaklıyorum. Nabi Koşar
Ayda bir kez yapılması gereken EN GÜZEL ŞEY
Ben Lütfiye Yemşen. 29 yaşında evli, 2 çocuk annesiyim. Derginizle 5 yıl önce kardeşim vasıtasıyla tanıştım, bu sürede her ay aldım. Sizi arayıp 100 adet dergi istedim, verilmesi gereken kesimlere bizzat dağıttım ve bundan büyük keyif aldım. 5 yılda yakın dostlarımı aboneniz yaptım. “Neden Genç Beyin?” derseniz, okuma yazmayı severim. Birçok dergi okudum, hâlâ devam ettiklerim var; sonuçta hepsi emek isteyen şeyler ama sizin farkınız apayrı. Emeğinizden ziyade sergilediğiniz
titizlik ve dikkat daha mükemmel kılıyor derginizi. Ortaya sadece bir eser koymak yetmiyor, A’dan Z’ye titiz şekilde dizayn edilmesinin çok önemli olduğuna inanıyorum. Allah yolunuzu açık etsin. Sizi keşfetmek Amerika’yı keşfetmek gibi birşey oldu bende. Ayda bir kez yapılması gereken en güzel olayı, derginizi alarak yapıyorum. Emeğinizin karşılığını görmesini diliyorum. Birşeyleri başarmak yerine o yolda ilerleyip birçok başarıya birden imza atmak gerekir. Siz bunu yapıyorsunuz, yolunuz açık olsun. Saygılarımla. Lütfiye Yemşen-K. Maraş
(Not: Gâyet zarif duygu ve yorumlarınız için yürekten teşekkürler! Çalışmalarınızı ilgili birime ulaştırdık, gerekli değerlendirme yapılacaktır şüphesiz. Fakat yayınlatmaya odaklanmayın sadece; yazın, yazın ve yazın! Tabiî etkili yazabilmek için de gerekli doyuma, söz ve mânâ birikimine ulaşmanın yolu okumaktan geçer; bunu da unutmayın. Şiirde yüksek şiiriyetli, musıkî yüklü orijinal buluşlar peşinde koşun. Yazıdaysa “ilginç, orijinal, faydalı” şartı çerçevesinde bol örnekli, olaylı, ispatlı, ikna seviyesi yüksek yazılara odaklanın. Yani şiir ve yazı ciddî cehd ü gayret ister, kelime ve anlam işçiliğini çok titiz bir dikkatle yapmalısınız ki; etkili ve kalıcı olsun. Üstün başarılar! GB)
Zincirden boşanmış gibi yatırım
(...) Büyüyüp gelişmeye çok açık şirket 50’li yaşlardaki kararsız ve cesaretsiz patronumuz sebebiyle atılım gerçekleştiremiyordu. Ben ona en yakın konumda bir tepe yöneticiyim, fakat yıllardır uzun süreli ar-ge’ler sonucunda sunduğum yatırım fırsatlarını kaçırdık. Aslında yatırım yapmayı çok istiyor ama bizi (beni) yeterince inandırıcı, ikna edici bulmuyordu. Tâ ki, Genç Beyin’le tanışana kadar. Yalova’dan Kumkapı’ya gelirken vapurda görmüş dergiyi, almış. Ben de onun vesilesiyle tanıdım. Henüz 1.5 yıl kadar oldu ama zincirden boşanmış gibi onlarca yatırım kararı verdi. Beylikdüzü’nde aldığımız 16 dönümlük yer 8 kat civarında prim yaptı. Çin’de fabrika kurduk, kendi işçilerimizi çalıştırarak maliyeti %53 düşürdük, dolayısıyla daha ucuza satabildiğimiz için sektör pastasındaki dilimimizi büyüttük. Olgunlaştırdığımız bir markamızı tam zirvedeyken çok iyi fiyata Fransız şirketine sattık, o parayla oto yedek parçası ithal eden firmaya %51 ortak olduk; krizde bile muazzam ciro yaptık. Daha başka yatırım kararları da mevcut. Yani patronu etkileyen, tetikleyen Genç Beyin’dir. Orada ne yazarsa inanıyor, bana “Suat Bey! Hemen şu işi de bitirelim!” diyor. Sadece bir eleştirim var: Size 4 yazı gönderdiğim halde hiçbirini yayınlamadınız. Halbuki onlar için özel vakit ayırmış, kafa yormuş, hatta masraf etmiştim. Fakat vardır bir hikmeti mutlaka! (...) Suat Y.
(Not: Yazılarınız programımızda, değerlendirilecek. GB)
Pervari’den mektup var!
Merhaba arkadaşlar! Ben Fatih. Pervari’de (Siirt) yaşıyorum ama Genç Beyin’in İstanbul-Fatih’te çıkması sebebiyle bir isim ve gönül bağı var aramızda. Berberim, dükkânıma 3 dergi giriyor her ay; birisi ve birincisi Genç Beyin. Müşterilere bakıyorum, en çok Genç Beyin’i okuyorlar. Hatta birçoğu onu okumak için geliyor, yani müşterilerim eskiye nazaran canlandı biraz. Ben duvardaki takvim yaprağından başka birşey okumayan, zamanı olmayan biriydim; şimdi harıl harıl Genç Beyin okuyor ve kendimi her bakımdan geliştiriyorum. Sizi çok seviyorum. Selâm ve saygılarımla... Hüsnü Yeniocak/Pervari-Siirt
Tabip albay 6 yılda 5500 kişiyi Genç Beyin’le tanıştırdı!
Dünyamıza bir güneş gibi doğarak kafamızı, kalbimizi, evimizi, işimizi, iki dünyamızı ışığa garkeden Genç Beyin dergisinin seçkin ekibine merhabalar... Çok uzun yıllar sonra ilk defa masa başına oturup özel vakit ayırarak mektup yazıyorum. Nasıl heyecanlı olduğumu anlatamam! Herhalde 1965’in 20 Nisan’ında nişanlıma, şimdiki 45 yıllık eşime askerden mektup yazarken duyduğum heyecanı duyuyorum. Genç Beyin dünyamıza o kadar balıklama daldı ve bizi kendisine meftun etti ki, kelimeler bunu tasvire yetmez. Bendeniz emekli tabip albayım, halen özel bir hastanede yönetici olarak görev yapıyorum. 4 kızım, 4 oğlum var. Başbakanın 3 çocuk şartını biz neredeyse 3’le çarptık. Hamdolsun çocuklarımın hepsinden gayet memnunum. 17 torun lutfetti Rabbim bana, hepsi de gerçek bir genç beyin! 19’umda evlendiğimde eşim 16 yaşındaydı. Şimdi hoş karşılanmıyor bu durum ama 30’unda, 40’ında evlenenlerin hallerini görüp üzülüyoruz. Bizim zamanımızın kadirşinaslığı, aile bilinci, huzuru ve saadeti, aile sırlarını dört duvar arasında tutma hassasiyeti yok şimdiki evlilerde. Çocuklarımın hepsi 22-25 yaş aralığında evlendiler, hamdolsun birbirlerinin kıymetini bilen eşler oldular ve hayırlı nesil yetiştirebilmek için yarışıyorlar. Genç Beyin’le tanışmam bir hastamızın eşi Orhan Bey vasıtasıyla oldu. Hanımı 2 yıla yakın hastanemizde tedavi gördü, iyileşip ayrılırken veda için odama girdi ve “Size bir dergi hediye edeceğim, bizi ömür boyu unutamayacaksınız!” dedi. Bu çok iddialı sözü önce ciddiyetsiz buldum. Sonra masama bıraktığı dergiyi incelemeye koyulunca, nasıl bir bilgi ve birikim definesiyle karşıkarşıya olduğumu farkettim. Genç Beyin’i eve götürünce çocuklar, torunlar elimden kapıp sayfalarına daldılar. İşte o akşam hayatımızda yepyeni bir pencere açıldı. Şu anda çekirdek ailemiz her ay bayiden 20 civarında Genç Beyin alıp büyük ilgiyle okuyoruz. Hepimizin evinde takım halinde bütün sayılar ve çok satan 7 kitap var. Zaten bilgiye olan aşkımız genetik; rahmetli babacığımın 5 binden fazla kitabı vardı, o kütüphane şimdi benim evimde. Babam bu dergiyi görseydi deli olurdu herhalde! Büyük başarıyla yürüttüğünüz faaliyetin ne kadar etkili ve gerekli olduğunun şuurundasınızdır ama birkaç şey söylemek istiyorum: Her okur Genç Beyin’in fahrî temsilcisi gibi çalışmalı, tutuşturma gücü çok yüksek bu nâdîde eseri hayatın stresinden bunalmış halkımızın son ferdine kadar ulaştırmalı. Ben tanıştığımdan beri (6 yılda) abartısız 500’e yakın hekime, 5 bine yakın hastaya Genç Beyin’i tanıtmışımdır. Bu faaliyetimle iftihar ediyorum. Aslında çok yoğun çalışıyoruz, nefes alacak vaktimiz yok belki ama Genç Beyin’e ayıracak özel zamanlar buluyor ve her ay yepyeni bilgiler vesilesiyle depoladığımız enerjiyi iletişim kurduğumuz herkesle paylaşıyoruz. Bu arada birşey daha söyleyeyim: Ben Genç Beyin’e hekim gözüyle bakıyor, her sayısının dünyadaki birçok maddî ve manevî ilaca eşdeğer güçte olduğunu görüyorum. Gönderdiğiniz hediye dergileri bizimkiyle beraber 10 civarında kardeş hastanenin bütün personeline tek tek ulaştırdık. Gelen geribildirimlerde özetle 3 şey vardı: 1- Hepsi de hayret ve hayranlıklarını gizleyemedi, ellerine çok dergi geçmiş şimdiye kadar ama böylesiyle ilk defa karşılaşıyorlarmış. 2- Konu seçiminin ve yazıların sunuluş şeklinin çok etkileyici olduğunu, dergide okumayıp geçtikleri tek yazı bulunmadığını belirttiler. 3- Hepsi de hayatlarında bazı kritik kararlar alıp adım atmak üzere harekete geçmişler. Dikkat ederseniz, bu 3 şey de günümüz yayıncılarının hedefledikleri en temel özellikler... Hastanemiz personeline özel bir motivasyon eğitimi de plânladık; seminerlerinize gelmek istiyoruz ama şartlar izin vermiyor, hiç değilse burada o eğitim nimetinden faydalanmayı hedefliyoruz. Anne, baba, 8 kız, 8 erkek evlat (4 damat, 4 gelin dahil) ve 17 torun = 35 çekirdek aile olarak son sözümüz: Ne kadar başka işler yapsanız, holdingleşseniz, çeşitli alanlara yayılıp açılsanız bile bu harika dergiyi halihazırdaki yüksek kalitesini kesinlikle düşürmeden yayınlamayı sürdürün. Çünkü çoğumuz TV seyredemeyiz, internete giremeyiz, radyo dinleyemeyiz belki ama Genç Beyin’i çantamıza koyup istediğimiz her yerde ve bulduğumuz her fırsatta okuyabiliriz. Şayet birgün yoğunluğunuz sizi bunaltırsa bizi arayın, size en az sayıyla 50 kişilik ekip halinde yardıma gelelim! Ben üniversitede okurken (Cerrahpaşa Tıp Fakültesi) bir sağlık vakfının aylık broşürünü çıkarıyordum, fakat broşür dergi gibiydi, yani yayıncılık alanında idare edecek kadar tecrübem var. 64 yaşındayım ama genç bir beyinim! Mektubuma son verirken bütün ekibi tebrik ediyor, Genç Beyin bayrağının kıyamete kadar dalgalanmasını gönülden diliyorum. Türkiye’de ve dünyada bu hazineyle tanışmamış tek bir kişi kalmaması dileğiyle... Dr. Mustafa Sabri Kargız
Mail’imi sansür etmeden YAYINLAYIN! (Farklı bir teklif)
Saygıdeğer Genç Beyin yönetimi! Bu mail’imi sansür etmeden yayınlamanızı rica ediyorum. Çünkü bir yayına daha mail yollamıştım, onca zahmet ve emekle yazdığım 46 satırın sadece 2.5 satırını yayınlamışlar, gerçekten çok bozulmuştum buna. Şayet makaslayacaksanız hiç yayınlamamanızı talep ediyorum. Ben ressamım; portreler yaparak başladığım sanat maceramı kent hayatının mekanik çehresiyle ideal hayatı birleştirip yansıttığım kendime özgü resim tarzımla sürdürüyorum. İlki Danimarka’da, ikincisi Paris’te, 4’ü de İstanbul’da olmak üzere 6 sergi açtım. Derginizi “Paris’te İstanbul düşleri” adlı eserimi satın alan ünlü bir turizmci işadamı aracılığıyla tanıdım ve ürününüzden fazlasıyla etkilendim. Zamanla yazılarınız, özellikle hikâyeleriniz bana ilham kaynağı oldu. Genç Beyin’den ilhamla yaptığım resimlerden şimdiye kadar epey kazandığımı da söyleyebilirim. Aslında hiçbir sanatçı işin bu yönüne temas etmez, fakat ben harbî yapım gereği gerçeği belirtiyor ve şükranlarımı sunuyorum. Bu mail’i yazmamın birinci sebebi şudur: Genç Beyin’deki hikâyeleri resme aktarıp altına da yazılı olarak koysak sanıyorum çok talibi olur. Bunu sizden resmî izin alarak, yasal prosedürleri yerine getirerek karşılıklı anlaşmayla ben yapabilirim. Yurtiçinde ve dışındaki sergilerde sözkonusu eserlere büyük talep olacağı kanaatindeyim. Özellikle hikmet boyutu olan etkileyici kısa hikâyeler tercihimdir. Yabancı dillerde de çalışma yapılabilir. Genç Beyin’deki içten ve insanın ruhuna el atan, hücrelerine işleyen tarzı ben kendi çalışmalarımda maalesef henüz yakalayabilmiş değilim. İşin bu boyutundaki sırrı Temmuz’da tekrar İstanbul’a dönünce sizleri bizzat ziyaret ederek öğreneceğim. Eşim Pervin de Genç Beyin’i çok beğeniyor, hatta bu yüzden benim resim ve sergilerimle eskisi kadar ilgilenmiyor. Biraz kıskanıyorum ama önemli değil, birşeyler okuyup öğrenmesinden daha güzel ne olabilir ki? Fakat hiç değilse eski ilgisinin yarısını tekrar bekliyorum kendisinden... Yazmak istediklerim bunlardan ibaret. Emeğinize sağlık, hafızanız hep taze ve diri olsun inşallah! Saygılar, sevgiler, selâmlar... R. A.
(Not: İsminizi arzunuz üzerine kısalttık. Bahsettiğiniz konular hakkındaki kanaatimizi size gönderdik. İnşallah herşeyin hayırlısı olur. İlginize yürekten müteşekkiriz. GB)
Candan ve tarafsız uyarıcı
(...) O seminerden sonra eş ve iş hayatıma bakışım temelden değişti, asıl problemlerin bende bulunduğunu anladım. Üniversiteden arkadaşım olan, büyük bir aşkla 4.5 yıl birbirimize bağlandığımız, sonunda da dualarımız kabul edilerek evlendiğimiz eşime geçen 8 yılda çok haksızlık ettiğimi gördüm. Hele dergide bir yazı vardı, sanki bana tokat niteliğindeydi. Her cümlesi beni morartıyordu. İnsan bazen kör oluyor; bir kişinin, olay veya yazının onu uyarması gerekiyor. Genç Beyin’i candan ve tarafsız bir uyarıcı olduğu için çok seviyor ve takip ediyorum. Bir bayide, markette, kişide Genç Beyin görsem sanki onda veya orada benden bir parçanın varlığını hissediyorum. Gidip o insana sarılasım geliyor, Genç Beyin’i satan yerlere muhabbet duyuyorum derinden... (...) Rumuz: Ekrem
ÖĞRETMEN MEKTUBU
Genç Beyin’in her ay yayınlanması için kafa patlatan bütün beyinlere Soma’dan selâmlar... Manisa’nın bu şirin ilçesine geçen yıl öğretmen olarak geldim. İstanbul/Beşiktaş’taki o yoğun ve başdöndürücü eğitim ve öğretim ortamından hanımın bu şirin memleketine hicret etmek bende sudan çıkmış balık etkisi yaptı. İlk haftalar alışmakta zorlandım ama öğretmen arkadaşım Adnan Sungur’un beni bu hazineyle tanıştırmasından sonra herşeyi unutarak Genç Beyin’in bilgi deryasına daldım. Düşünün: Derginin çıktığı İstanbul’da yaşadığım halde birkaç km. ötemizde 9 yıldır yayınlanan bu dergiyi ben ancak kilometrelerce uzakta tanıyabildim. Gerçekten yazıklar olsun bana, benim gibi öğretmene! Bir eğitimcinin özellikle tanıyıp ilk sayısından başlayarak içercesine okuyup hazmetmesi gereken bu seçkin dergiyle 3 şeye yürekten inandım: 1- Malzeme olmadan iyi bir sofra hazırlanamayacağı gibi beyin ve kalp harddiskini “ilginç, orijinal, faydalı” şeylerle doldurmadan ideal bir düşünme, anlama, anlatma, eğitme, öğretme, konuşma, yazma vs. de yapılamaz. 2- Başarı mutlulukla beraber yakalanabilmişse anlam ifade eder. 3- Ne yaparsan yap, işine “hayranlık uyandıran” bir fark mutlaka kat. Bunlar Genç Beyin’den kaptığım ilk şeyler... Son derece inanarak ve içten yazıyorum: Kendimi öğretmenlik için bile hayli yetersiz ve etkisiz buluyorum. İnşallah Genç Beyin’i her ay takip ederek eksiklerimi adım adım telâfi edeceğim. Soma bana bereketli geldi, çünkü Genç Beyin’i burada tanıdım. Allah ömür verdikçe takipçiniz olacak, sunduğunuz birikimi iyice hazmederek hayata geçirmeye gayret göstereceğim. 5 vakitte duamdasınız ve olacaksınız. Kâinattaki bütün zerreler ve o zerreleri meydana getiren terkipler sayısınca Allah’a şükürler, sizlere teşekkürler... Musa Yenisey/Soma-ManisaÇok etkili bir bembeyaz sayfa açma hikâyesi
Genç Beyin’e en küçükten en büyüğe katkı sağlayan ve 21. yüzyılın bu şaheserini her ay bize sunan bütün ekibe Isparta’dan sonsuz selâmlar, saygılar, sevgiler... Memuriyetimin 18. yılında, yani 52 yaşımdan sonra Genç Beyin vasıtasıyla kendimi ve hayatı keşfettim. Lise 1’deki kızıma İngilizce öğretmeni hediye etmiş, o da eve getirdi ve bendeki MİLAT başladı. “Milat” diyorum, hakikaten de yepyeni bir sayfa açtım hayatıma; bembeyaz, ak, pâk, muhteşem, mükemmel, seviyeli... Kendimle beraber aile fertlerim, iş arkadaşlarım, akraba ve arkadaş çevrem kısa zamanda bu şaheser derginin tiryakisi olduk. Geçen cahiliye yıllarıma öyle üzülüyorum ki! Genç Beyin’de çok yüksek voltajlı bir enerji var; insanı etkilemiyor, çarpıyor! Doğrusu ben de o çarpılanlardanım. Akım güçlü olunca insan sersemliyor. İnanın 23 yıllık eşimin ve 4 çocuğumun şahitliğiyle ben bambaşka bir ben oldum. Sadece 3.5 yılda: Sigarayı terkettim, kahveyi bıraktım, TV esaretinden (ailece) kurtulduk, hanımın kıymetini farkettim, hamdolsun 4 sağlıklı çocuğumun ne büyük nimet olduğunu idrâk ettim, memur zihniyetiyle çalıştığımın bilincine vardım, işime sizin ifadenizle “hayranlık uyandıran bir fark” kattım, İngilizce’mi %10’lardan 60’lara çıkardım, umreye gittim (hanımla), dünyanın en gıcık insanı olan bir yakınımla 15 yıl sonra arayı düzelttim (barıştım), okuma alışkanlığı kazandım ve seçme kitaplarla özel kütüphanemi kurdum (Henüz 150 civarında kitap var, zamanla zenginleşecek!), yerel bir internet sitesinde yazılar yazmaya başladım, 140 metrekare daire alıp kiradan kurtuldum, borsadan çıkarak daha fazla zarar etme ihtimaline son verdim (Borsada 8 yılda 200 bin TL’m buharlaştı!), alışkanlık olduğu için dilimden düşmeyen bazı küfür ve argo sözleri terkettim (Şimdi başkasından duyunca çıldırıyorum! Onları nasıl yıllardır sıkılmadan kullanmışım? Aman Allahım!), hanımın dişlerini yaptırdım, 14 kilo verdim, çocuklarımla arkadaş oldum (Daha önce çok despot bir babaydım!), büyük kızımı çok hayırlı birinin çok değerli oğluyla nişanladık. Unutmadan: Sabah namazlarını haftada 4-5 defa kaçırırken bu rakam 4-5 ayda bire indi! Bütün bunlar ilk aklıma gelenler... Şu anda hanım başka şeyler de sayıyor ama hepsini yazıp vaktinizi israf etmek istemiyorum. Özetlersek: Genç Beyin’le âdetâ yeniden doğduk! Bir ay boyunca en çok beklediğimiz, takipçisi olduğumuz, merak ettiğimiz şey Genç Beyin’in yeni sayısı. Yakınımızdaki gazete bayiinde bir genç duruyor, Diyarbakırlı. Ona dedim: “Genç Beyin diye bir dergi çıkıyor her ay, sahibi de senin hemşehrin...” Ne cevap verdi biliyor musunuz? Şaşırdım, kaldım: “Benim babam, o dergiyi çıkaran beynin babasının öğrencisidir. Babamın adı Mehmet Şensoy. Genç Beyin bu kadar yayın arasında bütün yoğunluğuma rağmen her ay okuyup takip ettiğim tek dergidir.” Velhasıl “21. yüzyılın şaheseri” olan Genç Beyin bizler, herkes, bütün insanlık için bir nimet. Isparta’da yaşıyorum ama kalbim hep sizlerle İstanbul’da, Fatih’te. Fakat varsa bana düşen görev, anında damlarım oralara ve vazifemi büyük zevkle yaparım. Siz benim hayatımda geç de olsa bembeyaz bir sayfa açarak ruhumu aydınlattınız, Allah da sizin iki dünyanızı aydınlatsın canım kardeşlerim! Efrayim Bengisu/Isparta
Uzun süre aranan psikokimyasal madde bulundu! (Çok ilginç!)
Merhaba beyinlerin en genci! Seni otobüsle Antalya-İzmir seferini yaparken yanımda oturan banka şube müdürü tanıttı bana. “Bak bakalım, beğenecek misin? Ben bir yıldır okuyorum, bağımlısı oldum!” dedi. Mecburî ihtiyaç molaları hariç bir dakika bile ne uyudum ne de başka şeyle ilgilendim, otobüsteki ikramı bile almadım vakit kaybetmemek için. Sadece ve sadece seni okudum, okudum, okudum... Çok beğendiğimi, kendimi tamamen kaptırdığımı, sayfalara yumuluşumu gören bankacı bey sonunda dayanamayıp (!) hediye etti bana seni. Nasıl sevindiğimi tahmin edersin! O aydan itibaren (59. sayı) artık birbirimizden ayrılamaz hale geldik. Son sayılarda “Gazete bayiinden bir adet de arkadaşınız için alın!” yazıyor; ben her ay en az 5 adet alıyorum, bazen bu rakam 7-8’e çıkıyor. Sana en çok şu konuda teşekkür ederim: Kendimi bildim bileli çok kavgacı bir tipim, meydan muharebesi için neredeyse fırsat kollarım! Seninle hemhâl olduktan sonra yine çileden çıkıyor, en küçük tartışmayı bile savaş ilânı sayıyorum ama tam şalter atacakken bir anda “No” tuşuna basılmış gibi donup kalıyorum; yani robotlaşıyorum sanki, sesim soluğum çıkmıyor. Eskiden her akşam eve gidince annem, babam, ablam sırayla sorarlardı: “Bugün kimseye dalaştın mı?” diye. Artık “Bugünün nasıl geçti?” diyorlar. Annem tam bir komplo teorisyenidir; senden inanılmaz etkilendiğimi görünce ilk zamanlarda dergiyi eline alıp sayfa sayfa inceliyor, psikokimyasal madde arıyordu! Bir yerden duymuş veya okumuş: Amerika’da bazı dergiler, kitaplar CIA marifetiyle özel kimyasallar kullanarak okurlarını istedikleri tarzda etkiliyorlarmış. Tabiî sonra annem de senin bağımlın oldu, artık psikokimyasal madde dedektörü kalmadı evimizde! Annem 94. sayının 24. sayfasındaki yazıyı okuduktan sonra “Genç Beyin’i hazırlayanların başarı sırrını çözdüm: Hayattayken de, öldükten sonra da hayırla anılmak!” deyiverdi. Galiba uzun süre aradığı psikokimyasal maddeyi bulmuştu sonunda. Tebrikler sana anneciğim! Teşekkürler sana Genç Beyin! Onur Ergün/Antalya
Hukukçu kimliğimle söylüyorum! (Çok içten!)
Bütün Genç Beyin Ekibi’ne ve okurlarına en içten selâm, hürmet ve muhabbetlerimi ileterek başlamak istiyorum. 61 yaşında 6 çocuk babası (3 kız, 3 erkek) ve hamdolsun 4 torun sahibi emekli hâkimim. Hukukçu kimliğimle söylüyorum: Bir işin hakkı ancak bu kadar verilir! Derginizi çocuklarıma örnek gösteriyor, “İşte insan bir işe el attı mı, böyle yapmalı!” diyorum. Çünkü günümüzde insanların mutsuz olma sebebi, baştan savmacılığın yaygınlaşmasıdır. İşe ruhunu katan, dikkat çekici bir yenilikle ortaya çıkan, model olan ve oluşturan insan sayısı son derece az... Alelacele, lâf olsun diye, mecburen, desinler mantığıyla iş yapıp sonra da mutlu olmanın imkân ve ihtimali var mı? Genç Beyin’in bunca sayıdır hep aynı dolulukta ve kalitede yayınlanması enteresan... Demek istenirse her ay ilgi ve dikkat çekici, merak uyandırıcı yazılar bulmak mümkün. Şu gökkubbenin altında kimbilir daha söylenmedik, yazılmadık, yayınlanmadık neler var? Sizi gayretinizden dolayı yürekten kutlarım. Abdülkadir Akgündüz Bey’i bizzat tebrik edeyim diye telefon açtım, görüşmek kısmet olmadı, ben de mektup yazarak duygu ve düşüncelerimi paylaşmak istedim. Çok hayırlı bir faaliyet yapıyorsunuz; hiç tereddütünüz olmasın, bu kıymetli dergiler dünya durdukça kadirşinas beyinlerce takdir edilecek ve beğeniyle okunup faydalanılacaktır. Genç Beyin’in her sayısının ileri tarihlerdeki müzayedelerde büyük rakamlara satılacağını görür gibiyim ve bunu da hakediyorsunuz. Sizden bir ricam olacak: Gerçi bahsediyor, uyarılarda bulunuyorsunuz ama umumiyetle gençler saygıyı yitirdiler; kendilerine ve başkalarına (hatta büyüklerine) saygıda gözle görünür bir gerilik var. Bu konuyu çeşitli yazılarla işlerseniz faydalı olur. Çünkü eğitim, öğretim, zekâ, para, kariyer vs. ancak “saygı” olursa sonuç verir; aksi halde başa belâ olur! Beyninizin hep genç ve dinç kalmasını, emeğinizin karşılığını fazlasıyla bulmasını, “72 milyon Türkiye’de 7.2 milyon Genç Beyin” hedefinize en kısa zamanda ulaşmanızı temennî ediyorum ve bütün bunların birgün mutlaka tahakkuk edeceğine can u gönülden inanıyorum. En derin selâm, hürmet ve muhabbetlerimle efendim... Mehmet Numan Gevher/Demetevler-Ankara
Kanı kaynatan etkiye sahip!
Merhaba! Ben Asude Pekcan. Eczacılık okuyorum. Genç Beyin’i geçen ay tanıdım. Herhalde hayatta hiç unutamayacağım en büyük pişmanlığım, yıllardır çıkan böyle muhteşem bir rehberi farkedememem olacaktır. Abartmıyorum, dergi gerçekten çok güzel ve insanı fıkır fıkır hale getirici özelliklere sahip. Oflu’yum, zaten fıkır fıkırlık genlerimde var; bir de Genç Beyin’in kanı kaynatan etkisi... Sormayın gitsin! Aslında ben bir gerçeğe dikkat çekmek için bu mail’i yazdım: Ne kadar hareketli, heyecanlı, yerinde duramayan biri olursanız karşılaşacağınız tehlikeler o kadar artıyor günümüzde. Ben Genç Beyin gibi bir kılavuzun insanı görünür görünmez tehlikelere karşı uyanık tutacağı kanaatindeyim. Yani bu dergiyi şimdiki gençlere mutlaka okutmak gerekiyor, aksi halde vahim sonuçları haber bültenlerinde izliyoruz. Allah hepimizi korusun. Sizleri çok ama çok seviyorum. Emeğinize sağlık... Asude Pekcan/İzmir
Yanlış kararımdan NASIL VAZGEÇTİM?
(...) Matematik öğretmenliği 2. sınıftan ayrılmak üzereydim, kesin kararımı vermiştim, çünkü fakültede umduğumu bulamamıştım, “Üniversiteyi bitirsem ne fark edecek ki?” anlayışına sahiptim. Bir sayınızda benimle aynı dertten muzdarip okuyucunun sorusuna “Eğitimi aksatmanın bedelini çok sıkıntılar çekerek ödersiniz. Yanlış kararınızdan vazgeçerek ne yapıp edin, tahsilinizi tamamlayın!” meâlinde cevap vermiştiniz. O birkaç satır yazınız bütün fikriyatımı değiştirdi, derslere yeni baştan sarıldım ve bölüm ikincisi olarak 2005’te üniversiteden mezun oldum. Şu anda matematik öğretmenliği yapmıyor, turizm acentası işletiyorum. Yine o cevapta dediğiniz gibi “Üniversite insana akademik bakış açısı kazandırır”, bende de öyle oldu ve eğitimsiz rakiplerimden ne kadar fazla avantajlı olduğumu yaşayarak gördüm. (...) D. Y.
Cefakâr ve vefakâr öğretmenin içten mektubu (Çok etkili!)
Söze nasıl başlayacağımı, size ne şekilde hitap edeceğimi bilemeden “Merhaba!” diyerek mektubuma geçiyorum. Genç Beyin gibi bir derginin yayıncılarına mail göndermek çok yapay, sanal, ciddiyetsiz, kuru, donuk, resmî geldi bana ve uzun yıllar sonra şöyle samimî, sıcak, gönülden bir mektup yazmak istedim. Doğrusu unutmuşum birçok mektup klâsiği sözü, aklıma gelenleri müsamahanıza sığınarak yazıyorum: 3 yıllık öğretmenim, 28 yaşındayım, bekârım, yatalak anneme bakıyorum, babam yıllar önce annemden ayrılıp gitmiş ve bir daha arayıp sormadı bizi, başka kardeşim yok, içe kapanık ve kendi halinde biriyim, varlığı yokluğu belirsiz biriyim, her halime sonsuz şükrederim, bu çok dalgalı ve belâlı çağda güçlü bir mâneviyatın insanı boğulmaktan kurtaran yegâne can simidi olduğuna inanıyorum. Hakkımdaki önemli bilgiler bunlar... Genç Beyin’le öğrencim Yeliz vesilesiyle tanıştım. Annemin hastalığının çok ağırlaştığı birgün mütevekkil ama haliyle moralsiz şekilde okula gelmiştim, ızdırabımı farkeden Yeliz teneffüste öğretmenler odasına gelip “Size bir dergi hediye etmek istiyorum; annem bunun için ‘en güçlü antibiyotikten daha güçlü’ diyor. Eminim size de çok iyi gelecek öğretmenim!” dedi. 76. sayıydı. “Çıkmazdan çıkış için 7 yol” yazısı gerçekten bana antibiyotikten daha etkili geldi. O akşam annemin ihtiyaçlarını görüp bakımını yaptım, Genç Beyin’e odaklandım, saate baktığımda 01:37’ydi. Fakat dergiyi atladığım tek satır bırakmadan bitirmiştim. Normalde böyle yoğun dergileri sıkıcı bulurum ama inanın o anda elimde bu dergiden 10 sayı daha bulunsaydı, belki ertesi gün okula gitmeyi de unutarak hepsini okuyup bitirirdim! Tamam, ben öğretmenim; elbette kişisel gelişimle ilgileneceğim ama böylesine hiç rastlamadım! Sözlerimi lütfen mübâlağa saymayın; aslında Genç Beyin’i anlatan ayrı ve uzun bir mektup yazıp yırttım, vaktinizi almayayım diye ancak bu şekilde özetledim duygu ve düşüncelerimi. Tek kelimeyle “mükemmel” bir yayın yapıyorsunuz. O sayıdan beri her ay Genç Beyin’i annemin haftalık kontrolü için her cuma gelen doktoru ve hemşireyi beklediğim gibi dört gözle bekliyorum. Kanaatimce bu dergi psikologları, psikiyatristleri, hatta diğer branşlardaki birçok doktoru işsiz bırakır! Hastane ve hapishaneler boşalır! Malatya’da 2.5 yıldır mahpus, henüz 4 yıla yakın cezası bulunan akrabama gönderdim Genç Beyin’i. “Biz zaten her ay okuyoruz!” diye cevap geldi. Ekibinizi bilmiyorum ama her ay bunca ilginç ve güzel malzemeyi toplamak için süper özelliklere sahip yüzlerce gazeteci-yazar-muhabir çalışıyor olmalı. Anneme yakında bir bakıcı tutacağım, o zaman fırsat bulup seminerlerinize geleceğim, sizlerle tanışacağım. Kişilik ve karakter olarak “farkındalığa” çok önem veririm, fakat Genç Beyin’i okudukça henüz hiçbirşeyin farkında olmadığımı gördüm, meğer ne kadar büyük birikimden mahrum yaşamışım şimdiye kadar! Meselâ o hikâye ve sözlere nasıl rastlamamışım? 100’ünden ancak birkaçı tanıdık geliyor, diğerleri yeni. Özetle Genç Beyin’i günümüz insanı için çok büyük bir eğitim ve gelişim fırsatı olarak görüyorum. Takım halinde bütün sayıları temin ettim, saklıyorum. Her ay aldıklarım hiç elimde kalmıyor ki! Mutlaka birilerine veriyorum veya elimden zorla alıyorlar! Başarılarınızı yürekten tebrik eder, bu müthiş yolculukta bütün arkadaşlara sağlık ve kuvvet niyaz ederim. Siyah bir gecede siyah bir kayanın üzerindeki siyah karıncayı görüp ihtiyacını karşılayan Sonsuz Rahmet Sahibi Rabbim’e emanet olun. Binnaz Şensoy
Genç Beyin’i 1 NUMARA yapan 5 neden (Felsefeci gözüyle)
(...) Kendimi kısaca tanıtayım: Adıyaman-Tut’ta felsefe öğretmeniyim. Birkaç ay önce bana YENİ tanışacaklara tek tek verilmek üzere 50 adet “hediye dergi” göndermiştiniz. “Dertler derya olmuş, ben de bir sandal!” türküsü vardır. İşte ben o sandal gibi süratle deryanın dibini boylayıp çaresizlik içinde sağa sola koşturup duruyordum. Korkuyla âkıbetimi bekliyordum. Herşey birbirine karışmıştı. Görünürde hiçbir mesele olmamasına rağmen altta ve derinlerde büyük problemler vardı. Dışarıya vurmasam da huzursuzluk alıp başını gitmişti. Hayatım acayip şekilde sarpa sarmıştı. Ben sadece seyrediyor, daha doğrusu yüzleşmekten kaçınıyordum. Ne yapacağımı bilmez halde günü kurtarırken sınıfta bir öğrencim yanıma gelip “Hocam bu dergiyi okudunuz mu?” dedi. Genç Beyin. İlk defa görüyordum. İlkin ciddiye almadım. “Yok!” dedim öğrencime, “Hiç okumadım!” “Alın, okuyun!” dedi. Öğrencimi kırmak istemediğim için aldım. Evde açıp dergiye gözatmaya başladım. Müthiş bir hazine... Bir türlü elimden bırakamıyordum. O gece geç vakitlere kadar okuyup bitirdim. Ama şimdi bile aynı korkuyu yaşıyorum: Derginin bitmesi. Nedense dergi bir çırpıda bitiyordu. O kadar hoşuma gidiyordu ki, bitmesini istemiyordum. O gecenin sabahında, hayat daha güzeldi, kalbura dönmüş gemimden umudumu kesmemeye başladım. Kıyıyı görmesem bile Genç Beyin bana mutlaka bir kıyı olduğunu ve kıyının da bir Sahibi bulunduğunu hatırlatmıştı ama nasıl? Beynime balyoz vurarak... Şöyle demeye getiriyordu: “Elinde değerli bir hazine, o kadar çok malzeme ve imkân varken nasıl kendini koyuverirsin? İçler acısı tarzda kendini kandırma! Ayağa kalk! Pusulanı eline al! Rotanı çiz! Ne kıyıyı ne de kıyının Sahibini unutma! Kendimden utanmıştım. Kitapların içinde cahil kalmak gibi birşey bu. Gün ışığında karanlığa tutulmak gibi. Sonra sabah oldu. Sabah başka oldu. İçimde uyuttuğum dev uyandı Genç Beyin vesilesiyle. Ben ayağa kalktım. Hayat yolunda kendi çizgimde yürümeye başladım yine. Şimdi düşünüyorum da; sanki hafıza kaybına uğramıştım! Bütün bildiklerimi, amacımı, anlamımı unutmuştum. Genç Beyin ne olduğumu, daha doğrusu aslımı hatırlatmıştı bana. Ve bunu çok iyi yapmıştı. Teşekkürler Genç Beyin!
GENÇ BEYİN’İN 1 NUMARA OLMASININ 10 NEDENİ Tesbit edebildiğim kadarıyla Genç Beyin’in genelde basım-yayımda, özelde dergicilik sektöründe “1 numara” olmasının “10 nedeni”: 1- Ayrıntıları verirken ayrıntıya boğmaması. 2- Mesajı açık, net ve anlaşılır dille ifade etmesi. 3- Aynı anda dünyayı ve öteki âlemi bütüncü bir bakış açısıyla hayli espritüel ve seviyeli dille sunması. 4- Çağın ihtiyaçlarına karşılık verip 21. yüzyıl insanın manevî sıkıntılarını tam tesbit ederek çareleri doğru tekniklerle sunması. 5- Vizyonunun bulunması. 6- Samimî olması. 7- Ayrımcılık yapmayarak kuşatıcı olması. 8- Ekip işi olması. 9- Çalışkan ve fedakâr olması. 10- Bu işi severek yapması. Faik Öcal (Bu mesajın Ayın Mektubu’yla benzer özellikler arzetmesi tamamen bir tevafuktur. Öğrencileri vesilesiyle Genç Beyin’i tanıyan 2 öğretmen... Demek ki, şimdiki çocuklar hakikaten harika! GB)
Özel tasarım Genç Beyin saati
Merhaba Genç Beyin! Seni ilk sayından beri dikkat ve ilgiyle takip eden “sessiz yığınların sesi” bir okurunum. Bir saat markasının İzmir temsilcisiyim. Daracık sokaktaki 3 metrekarelik dükkânında 43 yıldır saat tamirciliği yapan 73’lük delikanlı babanın tek oğluyum. Sayende kendimi aşıp bugünlere geldim. Fakat nereden geldiğimi hiçbir zaman unutmadım. İlkokuldan beri mezarı hatırlatan o daracık dükkânda usta babasının tek yardımcısı olan, bir dediğini iki etmeyen evlat Allah’ın izni ve Genç Beyin’in bilgi-danışmanlık hizmetiyle Basmane’de 180 metrekarelik yerde hizmet veriyor şimdi... Bütün sayıların için camekânlı özel bir raf yaptım, her sayıyı okuduktan sonra orada teşhir ediyorum. Belki bilmiyorsun ama 8 yıldır senin gönüllü temsilcinim âdetâ... Bunu kesinlikle hak ediyorsun, hatta çok daha fazlasını... Hiç değilse toplam bin (1000) civarında kişinin seninle tanışmasına vesile olmuşumdur. Hepsi de beni arayıp soruyor, hayır ve duayla anıyorlar. Özel bir saat ürettim; ortasına Genç Beyin, rakamların yerine de G’den başlayarak “G-E-N-Ç-B-E-Y-İ-N-O-K-U” yazdım. Yani akrep ve yelkovan rakamların değil, bu harflerin üzerinden geçiyor. Çok güzel oldu, inşallah Haziran’da İstanbul’a seminere gelip bunu size hediye edeceğim. (..) Necdet Varol/Basmane-İzmir
Mıknatıs gibi çekiyor!
Sayın yetkili! Etiler’de bayan bakım ve güzellik evi işletiyorum. Her ay 10’un üzerinde dergi alıyoruz; hepsi de kalın kuşeye basılı renkli ve oldukça cafcaflı dergiler... 4 ay kadar önce eski ve kariyer sahibi bir müşterimiz Genç Beyin’i bıraktı onların arasına. Önce “Olmaz!” filân dedik, çünkü kategorileri farklıydı. Sonra müşterimiz “Bir hafta kalsın, beğenilmezse alırım!” dedi. Kıramayacağımız biri olduğu için doğrusu istemeyerek “Peki!” dedik. Bırakın bir haftayı, daha o gün her gelen Genç Beyin’e uzatıyordu elini... Kapaktaki başlıklardan kurtulmak ne mümkün? Hemen elemanı bayiye gönderip 2 Genç Beyin daha aldırmak durumunda kaldık, çünkü ele geçirenin elinde kalıyor ve herkes bakıp okumak istiyordu. İnanır mısınız, o pahalı dergileri 30 saniyede şöyle bir çevirip fırlatıyorlar sehpaya ama Genç Beyin’e yapışmış gibiler sanki... 23 yıldır bu meslekteyim, böylesini görmedim! Artık her ay 5-6 Genç Beyin alıyoruz, çünkü kıramadığımız bazı müşterilerimiz “Alabilir miyim?” diye soruyor. “Git, bayiden al!” demek hoş kaçmıyor, mecburen veriyoruz. 10 gün öncesine kadar ne yalan söyleyeyim, daha açıp bakmamıştım Genç Beyin’e... Okumayı hiç sevmeyen kızımın tavsiyesiyle alıp inceledim ve nefes alacak vaktimiz olmadığı halde bu mesajı size yazacak hale geldim. Artık gerisini siz anlayın! Çok güzel ve ilgi çekici bir dergi. Bilgi ve onu başlıkta sunuş cazibesiyle insanı mıknatıs gibi çekiyor kendine. Aslında herkes işini bu kalitede yapmalı, yani hakkını vermeli. Demek ki, istenirse siyah beyaz bir dergi de böyle çekici hale getirilebilirmiş! Kızımı seminerinize gönderdim, şimdiye kadar çıkmış bütün sayıları alsın diye. Gelmiş, seminerinize katılmış; “Anne! Muhteşem birşey! Sen de mutlaka git!” dedi. Halbuki kızım böyle şeylere hiç ilgi duymaz; çok etkilenmiş, hayret! Plân yapabilirsem “Etkili konuşma (hitabet) ve diksiyon” seminerine gelmek istiyorum, çünkü bu eğitim herkese lâzım. Size birşey soracağım: Unutkanlığa kesin çare var mı? Ben çok unutkanım, her sayıda bile bu konu hakkında yazı yayınlarsanız ilgiyle okurum. Teşekkürler, selâmlar, saygılar... Hayriye Ünalmış/Etiler-İstanbul
Düğün hediyesinde son trend: 1 TAKIM GENÇ BEYİN!
Sonuç tek kelime: Maşallah!
10 Temmuz 2005, pazar... Bizim için çok önemli, çünkü düğün tarihimiz... Eniştemin (teyzemin beyi Serdar Şanlıöz) vesile olmasıyla buldum hayat arkadaşımı. Düğünümüzün her adımı ve safhasıyla yakından ilgilendi sağolsun! Nihayet o önemli gün... Herşey beklediğimizden güzel gelişti, çok sevdiğimiz ve yıllardır kitaplarını okuyarak büyüdüğümüz gönül ehli bir zat bizi kırmadı, dâvetimize icabet etti, plânlandığı üzere 15 dakikalık bir konuşma yaptı ama 445 davetliyi mestetti. Âdet olduğu üzere sıra takı merasimine gelmişti ama işin bu kısmını hiç sevmedim: Kımıldamaksızın ayakta dikiliyor, dilenci gibi herkesin sırayla sizi “görmesini” bekliyorsunuz; emin olun hayatta en fazla mahçubiyet duyduğum hadise odur! Neyse iki tarafın sülâlesinin de belli başlı ileri gelenleri kuyruğa girip takılarını taktılar, program bitti, herkes evine gitti; hemen oracıkta hazırlanan takı sahipleri listesinde eniştemin adına rastlayamadık! Allah Allah! Olayın en merkezinde yer alan, evliliğimize vesile olan kişi hiçbirşey takmamış mıydı? Haydi bileziği, cumhuriyet altınını geçtik; insan hiç değilse bir çeyrek takardı! Bazı yakın akrabalar ileri geri konuşmaya, gıybet sınırlarını çoktan aşmaya başladılar; eşimle bense “Hayırlısı olsun!” diye geçiştirdik. 3 gün sonraki sabah zil çaldı, kargo elemanı eşimle benim adıma gelen ve ödemesi karşı tarafça yapılmış bir koliyi imza karşılığı teslim etti. Açtık, içinden bir mektup çıktı: “Hayat arkadaşlığına yeni başlayan Murat ve Yasemin kardeşlerimize... Evvelâ ikinizi de tebrik eder, iki cihan saadeti dilerim. Düğün öncesinde evlilik bereketiyle evinizin neredeyse bütün ihtiyaçlarının temin edildiğini gördüm, eşime eksiğinizin ne olabileceğini araştırmasını söyledim, ‘Herşeyleri tamam maşallah!’ dedi. Ben de ikinize ve inşallah neslinizden gelecek olanlara başarı ve mutluluk kaynağı teşkil edecek bir hediye düşündüm: Genç Beyin! Kolide bu hazine derginin şimdiye kadar çıkmış bütün sayıları bulunmaktadır. Önce mutlaka titizlikle okumanızı, daha da önemlisi uygulamanızı gönülden dilerim. Allah’a emanet olun... Serdar” Ne yalan söyleyeyim; bu manzara karşısında eşim de, ben de biraz burun kıvırdık! Çünkü bu tür şeylerin pek karın doyurmadığını düşünüyorduk, gülüştük. Fakat yine de bir koli dergiyi oturma odasına taşıyıp köşe koltuğun köşesindeki boşluğa koyduk. Eşim “Nasıl bir dergiymiş, merak ediyorum!” dedi ve üstten 5-6 sayıyı çıkarıp sehpanın üzerine bıraktı. Şimdi söyleyeceğimi yazmaya kelime, cümle bulmakta zorlandığımı belirteyim: Bir yandan eşim, bir yandan ben Genç Beyin sayılarına öyle gömüldük ki; kendimize geldiğimizde 3 saat geçmişti! Henüz “dergi hediyesi şoku” üzerinden bir saat bile geçmeden ikimiz de kesin kanaatle inandık: Eniştem bize en güzel düğün hediyesini vermiş! Bir defa her sayısında evlilikle ilgili çok orijinal yazılar var, ayrıca hayatın her alanında işimize kesin yarayacak bir yığın bilgi ve tecrübe... Kolideki bütün dergileri itinayla çıkarıp rafa dizen eşim dedi ki: “Şu anda 2 şeyi bulduğuma çok seviniyorum: Birincisi, seni bulduğuma. İkincisi, Genç Beyin’i bulduğuma.” Uzatmayayım diye ayrıntıya girmiyorum, ikimizin de o sayıların tamamında okumadığımız tek satır kalmadı! Hatta eşim bütün sayıları 3-4 defa bitirdi! Sonra da gazete bayiinden almaya başladık ve artık biz de Genç Beyin’kolik olduk! Şükürler Rabbime ki, evliliğin ilk günlerinde tanıdık bu hazineyi... Çünkü oradan elde ettiğimiz birikim iletişimden tutun da iş kurmama, çocuk yetiştirmemize, mâneviyatımıza kadar herşeyimizin temelini teşkil etti. Şu anda bir kızımız (Emine, 4), bir de oğlumuz (Ahmet, 2) var. Size onların Genç Beyin’le çekilmiş resimlerini gönderiyorum. Bilvesile enişteme bu müstesna hediyesinden dolayı müteşekkiriz, bizi Genç Beyin’le tanıştıran kişi olarak hep kalbimizde ve dualarımızda olacak... Biz de onu örnek alıp 3 yakınımıza düğün hediyesi Genç Beyin külliyatı verdik, benzer kanaatleri onlar da bize bildirdiler. Bu yaygınlaştırılmalı ve her çeyize bir takım da Genç Beyin ilâve edilmeli. Ailece hep yanınızda olacağız, Genç Beyin’i okuyup okutturacağız inşallah... Murat&Yasemin Yeğinler/Eskişehir
Genç Beyin’e eşdeğer bir dergi var! (Çok ilginç!)
Biricik Genç Beyin! “Biricik” dedim, çünkü Genç Beyin’in eşi ya da benzerinin olduğunu düşünüyorum. Bir Genç Beyin dergisine en yakın özellikte, hatta eşdeğer diğer dergi yine Genç Beyin’in farklı bir sayısıdır. Beni bu düşünceye iten birçok sebep var. En başta çok kapsamlı. Aradığım, ihtiyaç duyduğum her konuyu bulabiliyorum. O kadar çok şey katıyor ki hayatıma bu dergi, inanamazsınız! Sizin de deyiminizle hayatı ve kendimi yeniden keşfetmeye başladım. Her ay yeni sayısını iple çekiyorum. Çok fazla olmadı aslında tanışalı. Bundan 5 sene önce okumuştum birkaç sayısını ilk olarak, öyle tanımıştım. Çok hoşuma gitmişti. İlgimi çeken birçok yazı olduğunu hatırlıyorum. Sonra hiç okuyamadım. Fakat 3 ay önce bir arkadaşım hatırlattı bana bu harika dergiyi yeniden. Ben de yeniden almaya başladım. 3 aydır düzenli alıyorum. Şu an Bolu’da yaşıyorum. İlk aradığımız zaman bulması zor oldu ama artık zorlanmadan bulabiliyoruz. Hazırlayan ve emeği geçen bütün Genç Beyin ekibinden Allah razı olsun. Hilâl Yılmaz/Bolu
Askerin şafak sayması gibi...
Genç Beyin’e, Genç Beyin’dekilere... Temmuz’un 1’i gelmek bilmemişti, Ağustos da öyle. Şimdi 87. sayı elimde. Sıra Eylül’ün 1’inde. Bekliyorum ama o da gelmiyor. Ayın ortasında elimdeki bütün Genç Beyin’leri tekrar okuyorum. Hele 25 oldu mu gün saymaya başlıyorum, askerin şafak sayması gibi. Bu dergi için kelimelere mânâ yüklemek imkânsız! Sabaha kadar uğraşsam olmaz. Biliyorum! Tek diyebileceğim, en iyi başarılar en hayırlı zamanda kapınızı çalmadan girsin içeri... Ayşe Doğan
Genç Beyin’den önce ve sonra
Sevgili Genç Beyin! 17’sinde bir öğrenciyim. Öncelikle çok ama çok teşekkür ediyorum. “Aylık terapi” diye adlandırdığım bu dergiyi hiç bıkmadan, usanmadan, hayret veren başarılarınızla 8 yıldır yayınladığınız için... Üstelik yıllardır ilk günkü gibi doluluğundan hiçbirşey kaybetmeden. Helâl olsun! Bize sunduklarınız insanın öyle kısa sürede birarada bulup öğreneceği şeyler değil. Siz bize bu imkânı sağlıyorsunuz. Bu dergi hazineden bile daha değerli. Bu maden başka maden! Bu ırmaktan çok tatlı bir bal akmakta. Bunun içinde teşekkürler! 3 yıldır okuyorum. Hayatımı Genç Beyin’den önce ve sonra diye 2’ye ayırdım. İnanın abartmıyorum. Size dünyanın en güzel iltifatlarını yazmak isterim. Ama zaten bütün iltifatlar yapılıyor. Bana diyecek söz kalmamış. Samimiyetimi nasıl belirtsem diye düşündüm ama birşey bulamadım. Yalnız şunu söyleyebilirim: En samimiyetimle yazıyorum bu mektubu. İnanın! Yüce Rabbim gayretinizin karşılığının bin katını versin size, her daim yanınızda olsun. Her türlü iftira ve belâlardan korusun. Ve bin kere sizden razı olsun inşallah! Selâm ve dua ile. Saygılarımla... Sümeyye Okutan/Rize
Sevgilimden bile kıskanıyorum!
Merhaba Genç Beyin! Ne yazacağımı, nereden başlayacağımı, kime teşekkür edeceğimi bilmiyorum; beni bu dergiyle tanıştıran sevgili Halit’e mi, yoksa kelimelerle anlatılmayan Genç Beyin çalışanlarına mı? Onu ilk gördüğümde ilgimi çekmedi; açıkçası biz alışmışız magazin dergilerine, onlardan başkasını görmemişiz. Genç Beyin’le tanışmam geç oldu, mahrum kaldım onca sayısından. Sevgilim 18 Temmuz 2008’de hediye etti, o günden beri kopamıyorum Genç Beyin’den. Bayram için çocuklara yeni kıyafet alınır da nasıl mutlu olurlar; ben de şu an öyleyim. İlk defa bir dergiye mesaj, yani mektup yazıyorum. Kendime güvenim yoktu bu Genç Beyin’i okuyana kadar. İlk dergiyi aldığımda otobüste bitirdim, her aybaşını iple çekiyorum abi! Onu bayiden almaya giderken içimi bir heyecan kaplıyor; ben onu, o beni görünce birbirimize gülümsüyoruz. Evet ya, Genç Beyin kendisini almaya geldiğimi biliyor gibi bana gülümsüyor. Bir çocuk edasıyla alıp bağrıma basıyorum. Sayfalarını açıp kokluyorum, küçük bir çocuğu koklar gibi. Beni hiç yalnız bırakmıyor, çantamda devamlı bir sayısı oluyor. Hele her sayısında Abdülkadir Abi “Genç Beyin’i yakınlarınızla paylaşın, hediye edin!” diyor ya, işte onu yapamıyorum. Genç Beyin’i herkesten kıskanır oldum, sevgilimden bile kıskanıyorum; paylaşamıyorum içindeki her yeni bilgiyi, benden başkası da öğrenecek diye aklım gidiyor. İnanın harika yazılar var, okudukça bırakmıyor insan. Daha yazmak istiyorum ama diğer genç beyinlere saygısızlık olmasın. Yayınlanmaya değerse yayınlayın bu mektubumu. Ben içimdekileri paylaşmak istedim sadece, bilin yeter. İster yayınlayın, ister yayınlamayın. Genç Beyin’ci olarak arkanızdayım. Allah rahmetini, bereketini, kuvvetini üzerinizden eksik etmesin. Allah gücünüze zeval vermesin. Kristalin Tekin/Burdur
Her ay 3 Genç Beyin alıyoruz!
Selâm ve muhabbetle... 2 yıldır Genç Beyin okuruyuz. Eşim ilçe müftüsü. Birgün makama bir öğretmen gelir. Dosttur önceden de. “Hocam! Umre programlarınız nelerdir?” diye başlar söze ve Genç Beyin’i bırakır masanın üzerine, “Bu dergiyi okuduğum an karar verdim!” der. Eşimle istişaresini yapar, programları öğrenir ve artık mübarek beldelere gidecek bir yolcu adayıdır. Gider ve döner, Allah kabul etsin ibadetini. Ve o günün akşamı eşim öğretmen arkadaşının bıraktığı Genç Beyin’le eve geldi. Bahsetti olaydan. O gün bugün biz de bir Genç Beyin okuyucusuyuz. Her ay 3 dergi alır eşim; birini eve, birini kız Kur’ân kursuna, birini de erkek Kur’ân kursuna. Derken yayıldı arkadaşlarımıza. Bu arada 2 çocuk annesiyim. Oğlum 12 yaşında, kızım 8. Oğlumun okuma alışkanlığı kazanması için çok çaba sarfediyorum. Birgün aramızda şöyle bir konuşma geçti: “Bak evlâdım! Tamam, mevsim yaz, oyun çok tatlı ama gel sen şu Genç Beyin’i oku, her okuduğun dergi için sana 10 TL harçlık vereyim!” Gayem dergiyi okutmaktı. Aramızda geçen bu konuşmadan 8 yaşındaki kızımın haberi yok. Tatil için memleketimiz Amasya’ya giderken “Âkif! Dergini aldın mı? Anlaşmamız hâlâ geçerli!” dedim. Bizim küçük hanım lâfa daldı ve anlaşmanın ne olduğunu öğrenmek istedi. Mecburen ona da açıkladık. Biz yol hazırlıklarımızı sürdürürken kızım önceki sayı Genç Beyin’lerden 6’sını kucaklamış, “Anne! Ben okursam bana da var mı 10 lira? Varsa 10-20...60 TL. kazandım. Say sen şimdiden!” demez mi? O gün keyiflendirdi bizi. 8 yaşındaki hanımefendi dahil, yaz tatilini Genç Beyin okuyarak zenginleştirdi bizim aile... Allah yâr ve yardımcınız olsun. Göksel Pamuklu
Bunu mutlaka okumalıyım!
Merhaba Genç Beyin ailesi! Sizinle tanışmam daha önce oldu ama başta bu derginin kıymetini bilemedim. İlk elime aldığımda daha içini okumadan kafamda yorumlar yaptım. “Bu dergiyi işadamları okuyordur herhalde!” deyip bıraktım. Bir yazısını okusaydım herhalde bırakmaz, mutlu yaşamaya daha önceden başlardım. Zararın neresinden dönersen kârdır derler ya, ben öyle yaptım. 7 sene sonra hocamın evinde Genç Beyin dergisini görünce “Bunu mutlaka okumalıyım!” dedim. Çünkü okumayı ve öğrenmeyi çok seven ben, 5 senelik evlilik süresince 1 tane bile kitap okumamıştım. Tam bir sürü kitap okumalıyım, açığımı kapatmalıyım ama nasıl yapacağım diye düşünürken Genç Beyin imdadıma yetişti. Okuduğum şeyleri itinayla seçerim. Sizlerden Allah razı olsun. Bütün hayırlı dileklerinizi yüce Rabbim kabul etsin. Evet, tevâfuk, “Çözümsüz ve çaresizlere özel” sayıyı (87) bayiden aldım. Tam beni tarif ediyor. Şimdiye kadarki hayatımda (28) en çaresiz olduğum anda Genç Beyin beni mutluluğa, çözümlere bir adım yaklaştırdı ve inşallah yaklaştırmaya devam edecek. Çevremdekilerin de dergiden faydalanmaları için elimden gelen gayreti göstereceğim Allah’ın izniyle. Not: İsmini yayınlatmak istemiyor.
TUTUŞTURAN MEKTUP
Bir genç kızın çilesine Genç Beyin’in katkıları
İşte beyin ve kalp ameliyatı!
Kıymetli Genç Beyin! Seni tanıyalı 4 yıl oldu. 17 yaşındaydım, lise 3’e gidiyordum ve çok agresif biriydim. Annemle babam ayrıldıktan sonra aşırı sinirli ve stresli dönemim başladı. Daha 15’imde hiçbir evlâdın asla yaşamaması gereken sıkıntılarla boğuştum. Babam milletvekili seçilmişti, herşey yolundaydı ama İstanbul’dan Ankara’ya gidip gelen (veya “taşınan”) babam sekreteriyle gizli bir evlilik yapınca bardak taştı, yıllar sonra bile hatırlamak istemediğim gelişmeler yaşandı. 2 yıl kadar geçti, babama o kadın da yâr olmadı, gözlerimizin önünde yaşanan vahim mâcera maddeten 1.5 trilyon liralık süper lüks daireyle (oturduğumuz ev) paranın asla karşılayamayacağı mutluluğumuzu alıp götürdü. İşte tam o olayların en kızgın döneminde Genç Beyin’le tanıştım, daha doğrusu yeni evlenen ablamın beyi (eniştem) bana dergiyi verdi ve “Bunu oku, rahatlarsın!” dedi. Aldım, okudum ve inanılmaz derecede rahatladım. O sayıda benim hikâyeme benzer bir hikâye vardı ve hayata, olaylara bakış açımı temelden değiştirdi. Daha sonra Genç Beyin tiryakisi oldum, her sayınız bir can simidi gibiydi ve beni boğulmaktan -Allah’ın izniyle- kurtardı. Hâlâ da öyle. Her aybaşını çok sevdiğim birinin yolunu gözler gibi gözlüyorum. Birgün karar verdim, annemden izin alarak İstanbul’daki seminerlerinize gelmek istedim; annem beni yalnız bırakmadı, birlikte geldik. Konu “İç huzura ulaşma sanatı”ydı. Abdülkadir Akgündüz Bey’in anlattıklarına aslında “seminer” dememek lâzım, çünkü tam bir beyin ve kalp ameliyatından geçtik. “Seminer” bir konu hakkında bazı bilgilerin sunulmasına deniyor, bu çok farklı birşeydi. Salondaki herkesle beraber ben ve annem de bütün beyin ve kalp ağrılarımızdan kurtulduk diyebilirim. Genç Beyin’i okuyup da seminerlerle henüz tanışmamış olanların bu açığı en kısa zamanda kapatıp sözkonusu ameliyattan geçmelerini önemle tavsiye ederim. Şu anda 9 Eylül Üniversitesi’nde iletişim okuyor, annemle kalıyorum. Genç Beyin en iyi dostumuz, arkadaşımız, bilgi kaynağımız... Hocalarıma dergiyi tanıtmak istedim, çok yaşlı bir profesör hariç hepsi Genç Beyin’i yakından takip ettiğini söyledi. Birçok arkadaşım da dergiyi biliyor ve okuyor. Meselâ Yeşim adlı canciğer arkadaşıma sordum: “Neden bu dergiyi okuyorsun!” Dedi ki: “Genç Beyin’i ben okumuyorum, o kendisini bana okutturuyor!” Bence bütün mesele budur. Annem kadınlara özel sayfanızın da bulunmasını istiyor, ileteyim. Seni ömrüm oldukça takip edeceğim Genç Beyin! Rabbim sana, yayıncılarına hayırlı ve uzun ömürler versin! Handan T. Karacan/İzmir
“Okumanız şart!”
Genç Beyin’e ve bütün genç beyinlere merhabalar... Çok mutlu, bahtiyar ve inanılmaz talihliyim ki; böylesine tutuşturan bir motivasyon güneşinden ömrümün kış mevsiminde de olsa ısı ve ışık aldım. 68 yaşındayım, tam 44 yıl bilfiil hizmet verdiğim devlet kuruluşunda yayınlarla ilgili birimdeydim ve elimden her ay yüzlerce kitap, binlerce yazı geçiyordu. Yani yazıya doymuş biri olduğumu düşünüyordum, çünkü neredeyse yarım asır kültür ve edebiyat yazılarıyla hemdem yaşadım. En son 2003’te 46 yıllık refîka-i hayatım Müzeyyen Hanımefendi’nin de tazyikine dayanamayıp 20 bin cilde yakın kitabın bulunduğu kütüphanemle muazzam dergi ve not arşivimi bir vakfa bağışladım. Birgün en küçük torunum Nazlı eve Genç Beyin diye bir dergi getirdi, öğretmenleri “Okumanız şart!” deyince o da gazete bayiinden almış. “Ver bakalım bana, önce tecrübeli biri olarak dergiyi kontrol edeyim!” dedim. Hani faydalı mı, zararlı mı diye incelemek istiyordum. “Bu Genç Beyin dedeciğim! Bildiğin dergilerden değil!” deyince hayli kızdım, benim bildiğim dergiler nasıldı ki? Neticede Genç Beyin’i torunumdan alıp incelemeye başladım, saatlerce elimden bırakamadım ve gördüm ki, biricik torunum
Nazlı haklıymış. Genç Beyin hakikaten çok farklıymış. Böyle bir ilmî zenginliği her ay ortaya koyanların alınlarından öpülür ve öpüyorum! Henüz Genç Beyin’i farketmemiş olanlara farkettirebilmek için kendi çapımda gayret gösteriyor, her ay 5-6 dergi alıp tanıtmak ve tutuşturmak maksadıyla seçkin genç beyinlere hediye ediyorum. Bundan 30-40 yıl önce olsaydı Genç Beyin’i tanıtmak için bütün Türkiye’yi, hatta dünyayı dolaşıp herkesi haberdar ederdim. Genç Beyin’i bu kadar başarılı kılan 5 şey bulunduğu kanaatindeyim: 1- SAMİMİYET: Her sayfada, satırda, kelimede, hecede, hatta harfte bu samimî ve hâlis niyeti görmek mümkün. 2- CİDDÎ GAYRET: Böyle bir dergi normal ve klâsik çabalarla çıkmaz, herşeyi ikinci plâna koymayı gerektiren bir gayret gerekir. 3- TECRÜBE: Acemî, tecrübesiz, birikimsiz kimselerin ortaya koyabileceği eser değil bu. 4- CÂZİBE: Belli ki, yayıncı arkadaşlar günümüzde “reyting” denilen canavarın derûnuna vâkıflar ve en küçük yazıda bile fevkalâde bir reyting var. Çekim gücü bu kadar yüksek birşey elime geçmedi, görmedim, okumadım şimdiye kadar. 5- TUTUŞTURMA: Bu kelimeyi derginizden aldım; çok güzel bir kavram ve Genç Beyin her kesimden, yaştan insanın kanını kaynatıyor. Şu anda Sapanca’da oturuyoruz; emin olun ki, Genç Beyin’i ilk sayısından beri hiç aksatmadan ve tekrar tekrar okumanın verdiği aşkla, şevkle yerimde duramıyorum! Birşeyler daha başarmak, yepyeni ve farklı faaliyetlere imza atmak istiyorum ama artık geçti. Yine de bu heyecanı duymak, yaşamak insana yaşama azmi ve gücü veriyor. Zannediyorum bu yeter bana. Tekrar bütün arkadaşlarınızın gözlerinden öpüyor, selâm ve muhabbetle kucaklıyorum. Dualarım sizlerle. (Not: Bu yazıyı ben söyledim, torunum Hatice Nazlı Yılmazer yazdı ve gönderdi.) Ethem Hayri Yılmazer/Sakarya-Sapanca
Anzer balı için hangi çiçeklere konmalısınız?
(...) Öğretmenlikten istifa edip ticarete atıldım, hamdolsun işler iyi gidince şehrin göbeği sayılan en merkezî yerinde âcil ihtiyaçtan çok hesaplı fiyata satılan 8 katlı binayı alıp kolej faaliyetine başladık. Başka meşguliyetlerimiz de vardı ama hepsini bırakıp tamamen eğitim işletmeciliğine yöneldik. 2 yıl sonra yeni bir okul daha açtık, sonra üçüncüsü geldi; 11 yıl sonra bugün bölgedeki 6 ilimizde 20 civarında eğitim kurumumuz var. Temel felsefemiz eğitimi ilginç, yani öğrenci ve öğretmen açısından câzip hale getirmek. Çünkü eğitim ve öğretimdeki verimsizliğin mevcut ruhsuzluk, cansızlık, iticilik ve yeterince ilgi çekememekten kaynaklandığını belirledik. Genç Beyin’i ilk sayısından beri takip ediyor, her ay bütün eğitim ve idarî kadromuzda görevli arkadaşların eline mutlaka veriyoruz. Onlar da son derece büyük ve şimdiye kadar başka hiçbirşeyle sağlayamadığımız etkileyicilikte ilgiyle dergiyi okuyor, içindeki muazzam birikimi neredeyse noktasına virgülüne kadar kullanıyorlar. Başarımızda Genç Beyin’in payı dörtte üçtün fazladır. Bunu sadece ben demiyorum, bütün ekip arkadaşlarım söylüyorlar. Çünkü her sayıda bize Anzer balı yapabilmemiz için hangi çiçeklere konmamız gerektiğini en bereketli bir muhtevayla sunuyorsunuz, hatta balın kendisini veriyorsunuz desem mübalağa olmaz. Bize de onu alıp öğretmen ve öğrencilerimize takdim etmek, yedirip hazmettirmek düşüyor. Sadece bir talebimiz var: Arasıra yayınladınız ama dünyada en başarılı eğitim kurumlarının başarı taktiklerine her sayıda bir sayfa dahi olsa yer vermenizi önemle bekliyoruz. (...) M. D.
Hayretler içindeyim!
Saygıdeğer Genç Beyin Ekibi! Nasıl başlasam bilemiyorum, hayretler içindeyim! Size ansiklopediler dolusu tebrik ve takdir ya da tesbit ve tahlil yazmak isterim ama buna gerek görmüyorum. Ben aslında çok geçimsiz, çevresiyle problemli, 20’li yaşlarda çocukları varken boşanmış mânen hasta biriyim. Genç Beyin’i 4 ay önce tanıdım; şu kesin bir gerçek ki, dergiyi önceden tanısaydım başıma açtığım dertlerin %97’sini yaşamazdım! Gül gibi hanımım vardı, benim bütün çile ve hatta zulümlerime katlandı, boşanmak da istemiyordu ama ben şeytana uyup yanlış bir karar vererek güzel bir evliliği bitirdim. Genç Beyin’de evlilik, huzur, mutluluk üzerine yazıları okudukça bir çocuk gibi ağlıyorum saatlerce. Allah bana birçok nimet verdi ama ben sert mizacımla, geçimsiz kişiliğimle onlara lâyık olamadım! (...) Rumuz: Necmeddin
Başın dışıyla beraber içi nasıl tıraş edilir?
3’üncü bin yılın (Sadece 21. yüzyılın değil!) en etkili ve insanı maddî-manevî anlamda “tutuşturan” yayıncılık olayının kâşiflerine merhaba! Ne diyeceğini, nasıl hitap edeceğini bilemeyen; tek kelimeyle “hayretler içinde” kalmış bir öğretmen okurunuzum. Genç Beyin’le tanışalı 2 ay oldu ama tabiri câizse beynimin ve kalbimin altı üstüne geldi. Başımı tıraş etmek üzere girdiğim kuaförde başımın içi de tıraş edildi! “Sıra var mı?” diye sordum kapıdan bizim eski berber çırağı, yeni kuaför Metin’e. “5 dakika otur, sıra sende!” dedi. Bazı günlük gazetelerin, dergi ve broşürlerin bulunduğu sehpanın etrafını çeviren bayrak kırmızı koltuklardan birine çöktüm. Gazetelerin hepsini 2-3 dakikada bitirdim, bildiğiniz günlük haberler işte... Sonra dikkatimi bir dergi çekti, kapağında “Hedefe ulaşamıyorsun, çünkü...” başlığı vardı (86. sayı). Derhal elimi attım: Genç Beyin! Duymuştum ama henüz hiç görüp inceleme fırsatım olmamıştı. Tıraş sıram gelip geçtiği halde yumulup kaldım derginin sayfalarına. Metin’in ikazıyla oturabildim tıraş koltuğuna. Tek gündemimiz Genç Beyin’di. “Sırasını beklemek için oraya oturup da Genç Beyin’le şaşkına dönmeyen bir kişiye rastlamadım!” dedi Metin: “Gazete bayiinden alıp koyduğum dergi çok geçmeden kayboluyordu, sonunda derginin üzerine ‘Okuyun ama götürmeyin! Size en yakın gazete bayiinden temin edebilirsiniz!’ notunu yazıp yapıştırmak zorunda kaldım!” Kafamın içinin ve dışının tıraşı bittikten sonra aynı zamanda bayi olan evimize yakın markete Genç Beyin’i sordum, “Kalmadı!” deyince ana caddeye inip bayi bayi aradım. Birindeki bayan “Yeğenim için ayırdığım tek dergiyi size verebilirim!” dedi ve Genç Beyin’e ancak böyle ulaşabildim. Eve nasıl sabırsızlıkla geldiğimi anlatamam. Normalde tıraştan sonra duş alırım ama önce 2 saatten fazla Genç Beyin’in sayfalarına göz gezdirip sonra duşa yönelebildim. 87 ve 88. sayıları iple çektim, 32 yıllık hayatımda birşeyi böylesine iştiyakla beklediğimi hatırlamıyorum. Takım halinde bütün sayıları aldım, istisnasız hepsinin de aynı kalite ve ilginçlikte olduğunu görünce şaşkınlığım iyice arttı. Genç Beyin’le çok derin ve hayırlı bir ameliyattan geçtiğimi, uzun zamandır kanayan birçok yaramı tedavi ettiğimi belirtmek istiyorum. Ben öğretmenim, okumaya zaafım ve özel ilgim var ama Genç Beyin gibi bir kaynakla karşılaşmayı hayal bile edemezdim. Sizi içimden gelen, abartısız ve sansürsüz gerçek duygularımla kutluyor ve kucaklıyorum. Bu şahaserin kıyamete kadar yaşayacağına ve bizden çok sonra bile milyonları kendine getirip mutlu ve başarılı edeceğine (Allah’ın izniyle) inancım tamdır. Genç Beyin’le tanışan kendini çok bahtiyar ve talihli addetmelidir. Hani derler ya: “Çok şanslısın!” Aslında ben “şans” kelimesini sevmiyorum; şansa değil, liyâkat ve lütfa inanıyorum ama lâfın gelişi söylüyorum: Bu dergiyle tanışan gerçekten şanslıdır. Şayet uygun görürseniz yüksek lisans tezim olan Edib Ahmed Yüknekî’nin ünlü eseri Atabetü’l-Hakâik’ten kişisel gelişimle ilgili derlemeler yapıp size gönderebilirim. Eserde çok güzel sözler, tesbitler, hikâyeler var. Bu daha başlangıç. Nasipse artık peşinizi bırakmayacağım. Genç Beyin’i bir an önce tanımaları elzem olanlara duyurmak ve tanıtmak için fahrî “dünya temsilcisi” sıfatıyla zevkle çalışacağım. Bundan emin olabilirsiniz. (...) Mahir A. Hasşener/Erzurum
Kocalara hassas tavsiye
Çok değerli Genç Beyin’in çok değerli yayıncıları! 1.5 yıl kadar önce annemi, babamı, 6 yıllık eşimi ve 3 yaşındaki kızım Elif’i elîm bir trafik kazasında kaybettim. Eşim yaralı kurtuldu, 28 gün komada kaldıktan sonra vefat etti. 12 yaşındaki oğlum Furkan’la öylece kalakaldık. Kocalara, babalara tavsiyem: Hanımınızın, çocuklarınızın annesinin, hayat arkadaşınızın kıymetini henüz o hayattayken bilin. Allah korusun, nimet elden uçup gittikten sonra ah vah etmenin anlamı kalmıyor. Hamdolsun biz “Madem 'O' var, herşey var!” dedik ve diyoruz. Çünkü Allah’ı kendimize şah damarımızdan daha yakın hissetmezsek, bu türlü acılara dayanabilmek imkânsız... Çok şükür kadere iman etmişiz, O’na (cc) teslim olmuşuz. Yine de bir insan düşünün, en yakınlarını aynı anda kaybetmiş. Çok ağır bir imtihan elbette. İşte tam bu büyük acıyla kıvranırken Genç Beyin’le tanıştık. Dergideki yazılar bize öyle bir huzur, ferahlık ve mutluluk verdi ki; hayata yeniden ve daha bir şuurla sarıldık. Oğlum Furkan’a odaklandım, şimdi onu en hayırlı şekilde yetiştirebilmek için harcıyorum bütün enerjimi. Bir sürprizim var: Geçenlerde eşimi rüyamda gördüm, kızım Elif’le Genç Beyin’in sayfalarına eğilmiş vaziyetteydiler ve neşeli şekilde dergiyi okuyorlardı. Rüyanın sadece bu sahnesini hatırlıyorum, sonra uyandım birdenbire. İnşallah hayırdır. Dualarıma sizleri de dahil ettim, lütfen siz de özellikle oğlum Furkan için dua edin. Annesini, kardeşini, dedesini, babaannesini her an hatırlıyor; sıklıkla bana onları soruyor, ben de dilim döndüğünce bazı şeyleri anlatarak kendisini rahatlatmaya çalışıyorum. Furkan hayırlı şekilde yetişsin, başka birşey istemiyorum. Hepinizi yüceler yücesi Rabbime emanet ediyorum. Kâmil Öndeş
Genç Beyin can simidi!
Genç Beyin’e selâmların en güzeliyle... 2. sayınızdan beri mübtelânızız. 8 yıldır hayatımızın çimentosu Genç Beyin; iç ve dış âlemlerimizin ışığı, âhirzaman fitnesinin alabildiğine yaşandığı şu fânî dünyada en samimî arkadaşımız, başarı ve mutluluk konularında başdanışmanımız, vicdânımızın eğitmeni, ruhumuzun mimarı, hayatımızın ustabaşısı, bizi hiç yanıltmayan hocamız, her ayın 1’inden itibaren hasretle yolunu gözlediğimiz dostumuz, akümüz, enerjimiz, motivasyon kaynağımız, dualarımız, hayallerimiz... Samimî olarak bunlar geldi aklıma. Genç Beyin gibi bir hazineyi her ay yayınlamakla öyle büyük hizmete imza atıyorsunuz ki, bu kazancınız size cennete kadar yeter! Emekli savcı olan eşimin ve biri kız, biri erkek 2 çocuğumun da selâmları var. Ailemiz 8 yıldır âdetâ bir üniversiteye döndü, hem de çok eğlenceli ve öğrencilerinin büyük iştiyakla eğitim öğretim görmek istedikleri bir üniversiteye. Şu gerçek: Genç Beyin gibi bir can simidine tutunmasaydık, hayatımızda çok tehlikeli gelişmeler olabilirdi. Ne zaman sıkıntı yaşadıysak, tehlikeli virajlarda bulduysak kendimizi; Genç Beyin’e müracaat ettik, orada mutlaka kesin bir çare bulduk. Allah da sizleri, bütün ekibinizi, okurlarınızı çaresiz bırakmasın. (...) Nebahat Ardıç
Öğretmenden mektup var!
(...) Genç Beyin’le beni tanıştıran okul müdürümüz Hikmet Bey’i ömrüm boyunca unutmam, unutamam. Zira bana öğretmenlik hayatımda öyle bir hazine kapısı açtı ki; bütün ölü veya tembel beyin hücrelerimi harekete geçirdi, dergideki ifadeyle “dinamitledi!” 8 yıllık meslek hayatımdan sonra doğrusu öğretmenliğe ilgim azalmaya başlamış, bu işi “kerhen” yapmaya doğru yönelmiştim. İşte tam o sırada tanıdım Genç Beyin’i. Şimdi öyle kanım kaynıyor, okula gidip sınıfa girerek ders anlatmaya, öğrencilerime eğitim öğretimi birlikte vermeye heves duyuyorum ki; içimdeki depremin şiddetini tarif edemem! Kanaatimce
bu depremi bütün eğitimciler yaşamalı ve Genç Beyin’i her ay takip etmeliler. Açıkçası kendim uğraşsam, bir yığın emek-zaman-para harcasam biraraya getiremeyeceğim birikimi her ay hazır olarak bulmak müthiş bir kolaylık. Emeği geçen herkesi tekrar tekrar tebrik ederim. İbrahim Yıldız
Genç Beyin’in farkı ne?
(...) Genç Beyin’in farkı, her satırı ve hatta kelimeyi her okuyucuya mutlaka okutabilme azmi ve kararlılığı. Bu niyet ve gayret muazzam sonuçlar veriyor ve ortaya böyle bir şaheser çıkıyor. (...) Nedim Hoşer
Genç Beyin hakkında internette bunlar var!
İnternetten Genç Beyin yorumları:
* Genç Beyin’i 1 yıldır okuyorum ve tek kelimeyle muhteşem bir dergi! Okumaya başladıktan sonra eski (eskimez) sayılarını da aldım ama bir derdim var: Bütün sayılarını bir anda okuyup öğrenmek istiyorum, yapamıyorum ve derslerden ötürü sadece o ayki sayıyı bitirebiliyorum. Genç Beyin için büyük yoğunlukla çalışan herkesten Allah razı olsun. Sizin çalışmalarınızla her ay dolu dolu bir dergi elimize alıyoruz. ÇOOOK TEŞEKKÜRLER! * Çok farklı bir dergi! Muhteşem! Gerçekten bir bilgi hazinesi! Genç Beyin’le keşke daha önce tanışsaydım. Diyecek söz bulamıyorum. Gerçekten harika bir dergi! Genç Beyin’den sonra bütün dergiler bana anlamsız geliyor! (GB notu: Başka faydalı dergiler de var, lütfen onlara haksızlık etmeyelim!). Genç Beyin çalışanlarına çok teşekkür ediyorum. Bu emekleriniz inşallah karşılık bulacaktır. Bence herkes alsın bu dergiyi, okusun. Hiçbir sayfasında gereksiz herhangi birşey bulamazsınız. Gerçekten sarfedilen emeklerle karşınızda dopdolu bir hazine! * Ben bir abimin tavsiyesi üzerine aldım dergiyi, çok ama çok beğendim, kolay kolay dergi okuyan biri değilimdir ama bu dergi bende bağımlılık yaptı, arkadaşlarım da benimle aynı görüşteler. Herkese tavsiye ederim.
* Cidden harika bir dergi. KSÜ Elektrik Elektronik Mühendisliği’nde okuyorum, derslerden çok dergiyi okuyorum. * Bir yıl önce tanıdım. Hiçbir yazıyı tam okuyup bitirmeyen bir insanım. Genç Beyin’i son sayfasına kadar okuyorum. Elimdeki tek dergi oldu. Sanki herşeyinde beni anlatıyor. Eşimle aram bile düzeldi. Teşekkürler Genç Beyin! Emeği geçenleri tebrik ederim. * Genç Beyin insanın ilgisini çeken bir dergi. Zamanınızı verdiğinize değiyor. Herkese tavsiye ediyorum. * Bu dergi kaçırılmaz. Okuyunca göreceksiniz! * Hazırlayan abilerden Allah razı olsun. * Genç Beyin’le 2 sene önce bir rehber öğretmen arkadaş vasıtasıyla tanıştım, çok güzel! Daha önce kişisel gelişim seminerlerine katıldığım halde kendim için faydalı birşey yapmadığımı düşünürken bu dergiyle beyin gücümün farkına vardım, çok seviyorum Genç Beyin’i! Teşekkürler! * Ben de Genç Beyin’le yeni tanıştım. İçimdeki yatan devi uyandırıyor galiba! * 2 yıldır okuyorum. İşyerindeki gazetecinin raflarında gördüm. Şâhâne bir dergi. Çalışanların eline, beynine, yüreklerine sağlık! * Bu dergi pekçok insana yardımcı oluyor; yayınlayanların eline, zihnine, gönlüne sağlık. * Gerçekten dergiyi severek okuyorum, her ay alıyorum; hazırlayan bütün ekibe selâm, sevgi ve saygılar... * Ben Yüksekova’dan aldım, hocam bize tanıttı, çok güzel bir dergi, çok çok güzel, herkese tavsiye ederim. * Böyle kaliteli bir dergiye emeği geçenlere içtenlikle teşekkür ederim. Dilerim bir ömür beraber yaşlanırız. Allah yolunuzu açık etsin. * Fazla söze gerek yok, ben beni yeni buldum Genç Beyin sayesinde. * Genç Beyin’le öğretmen bir arkadaşım aracılığıyla bir yıl önce tanıştım. Çalıştığım firmada pozisyonum gereği öğrenmem gereken birçok konu hakkında bu dergiden bilgi alabiliyorum. Yalnız bir sıkıntım var: Eğitimlere (seminerler) katılmak istiyorum. Sanırım sadece İstanbul’da veriliyor bu seminerler. Genç Beyin dergisi beni bu kadar motive edebiliyorsa, seminer ve eğitimler ne kadar motive eder, tahmin edemiyorum. Ankara’da da seminerler düzenlemenizi bekliyorum. Başarılarınızın devamını dilerim. * Arkadaşlar! Ben bu derginin tiryakisi oldum. Beni çok değiştirmedi, ancak bir konuda etkiledi ve değiştirdi: Tembellik. Artık ataletten kurtuldum ve hiçbir işimi ertelemiyor ve zamanında yapıyorum. Bu bile bana yetiyor. İleride neler olur bilinmez. Bir de şu var: İnsanın bakış açısını değiştiriyor. Bunlar yeter de artar bile.* Arkadaşlar! Bir fenomen olarak bu dergiyi gerçekten tavsiye ediyorum, gerçekten dikkate alın ve dikkatli okuyun! * Genç Beyin’i okuyup da hayret etmeyene hayret ederim. İnsana birşeyler yapma enerjisi veren dergiden öte birşey bu. Binlerce kişinin hayatının değişmesine vesile olan bu kıymetli derginin çıkmasında emeği geçen herkese teşekkürler! Ve sizlere imreniyorum. Kimbilir kaç kişinin duaları kanatlanıp sizlere ulaşmıştır!
Genç Beyin’i çevrenize tanıtın! Belki en yakınınızda biri(leri) var, bu hazine dergiyle tanışmayı bekliyor. Lütfen hergün en az 1 kişiyi Genç Beyin’le tanıştırın!
İşte böyle bir dergi okuyorsunuz!
• “72 milyon Türkiye’de 7.2 milyon Genç Beyin” hedefine doğru hızla ilerleyen...
• Her ay tiraj alan ve yeni okuyucuları bünyesine katan...
• Gazete bayilerinin “en çok sorulan ve aranan dergi” diye niteledikleri...
• Eski sayıları tekrar tekrar basılan...
• Birçok internet sitesinde özellikle gençler ve genç beyinler tarafından “en çok okunan dergi” oranlamasında başka dergilere ciddî fark atan...
• Üst düzey kamu ve özel yönetim kademesindekilerce sıkı sıkıya takip edilip sorulan...
• Üniversite hocaları, öğrenciler, patronlar, çalışanlar tarafından toplu halde satın alınıp ilgili çevreye dağıtılan veya satılan...
• Birçok yazara, şaire, araştırmacıya ilham veren...
• Muhtevası özel televizyonlarca en çok malzeme yapılan (Genç Beyin’in yazılı izni şarttır!)...
• Ev ve işyerlerinden bütün ahalinin bir an önce okuyabilmek için birbirleriyle yarıştıkları...
• Eşe, dosta, arkadaşa en fazla hediye edilen...
• Evlilik problemlerine kesin çözüm getiren, aileleri cennete çeviren...
• İşletmelere verimlilik getiren, çalışanların performanslarını yükselten...
• En çok satılan ve okunan... Ve... En çok tavsiye edilen bir dergi okuyorsunuz! İyi okumalar!
Genç Beyin’i çevrenize tanıtın! Belki en yakınınızda biri(leri) var, bu hazine dergiyle tanışmayı bekliyor. Lütfen hergün en az 1 kişiyi Genç Beyin’le tanıştırın!